DivxEvi.Com

Site Adresimiz Aşağıdaki Şekilde Değiştirilmiştir..

Yeni Adresi Çevrenize Lütfen Yayınız..

http://divxlerim.org

 
 


Geri Dön   DivxEvi.Com > Ho$ & Be$ > Fan Club & Birlikler

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 06-30-2009, 07:40 PM   #1 (permalink)
DTO
 
antiRED - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Jan 2008
Bulunduğu Yer: Bursa
Yaş: 24
Mesajlar: 10.167
Tecrübe Puanı: 10737612
Rep Puanı : 2147483647
Karizma Derecesi : antiRED antiRED antiRED antiRED antiRED antiRED antiRED antiRED antiRED antiRED antiRED
Arrow ★★★ FENERBAHÇE Taraftar Birliği ★★★


FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ TARİHİ



KULÜP

Kuruluş yılı: 1907

Kurulduğu Yer: Moda'da Beşbıyık Sokağı 3 numaralı evin alt katı.
1895 yılında Moda'da oturan İngilizlerin modern futbolu oynamaya başlamaları, Fenerbahçe Spor Kulübü'nün kurulmasının ilk adımları olacaktı.
Deniz öğrencisi Fuat Hüsnü Kayacan'ın, 1899 yılında Fenerbahçe Stadı'nın bulunduğu çayırda meşin yuvarlağa yaptığı vuruşlar sırasında arkadaşları Reşat Denyal, Mehmet Ali ile dile getirdikleri "Ah biz de bir futbol takımı kurup oynayabilsek" özlemi, Türk gençleri arasında Black Stocking FC kurulmasına sebep olmuştur. Fakat daha sonra, kulüp monarşi rejiminin engellenmesini önlemek amacıyla hemen dağıtılmıştır.
Bir kaç gencinde katılımıyla aynı isimler, 1902 senesinde bu kez Kadıköy Futbol Kulübü adı altında toplandılar. Ancak daha sert hafiye baskını bu girişimi de engellemiştir.
1907 yılının bir bahar gününde gene bir maç dönüşü Ziya, Ayetullah ve Necip evlerinde çay içerlerken sönmeyen ideallerini bir kez daha başarmaya yöneldiler. Monarşi rejimi artık gevşemiş ve bu girişim bu kez tutunmuş ve FENERBAHÇE FUTBOL KULÜBÜ bir daha kapatılmamak üzere kurulmuştur.
Fenerbahçe Futbol Kulübü'nün ilk yönetim kurulu şöyledir: Ziya Bey "Başkan", Ayetullah Bey "Genel Sekreter" ve Necip Bey de "Genel Kaptan ve Veznedar"dır.
Tabii kuruluş yılları kolay olmamış, zaman zaman futbolcu bulmakta zorlanılmış ve bir çok defa gemilerden ödünç futbolcu alarak ligdeki mücadelesini sürdürülmüştür. 1909 yılında kulübün adı Fenerbahçe Spor Kulübü olarak değişmiş, renkleri de sarı-beyazdan bugünkü rengi olan sarı-laciverede çevrilmiştir. 1909-1911 yılları Fenerbahçe'miz için çok zor geçmiş bir ara dağılma noktasına bile gelinmiş ancak Elkatipzade Mustafa adlı üye, kulübü kurtaran adam olmuştur. Lokali dahi olmayan kulübün takımları çok kötü durumdayken St. Joseph, Robert College ve Kadıköy Numune Mektebi'nden toplanılan genç futbolcularla, kulübün genç takımları kurulmuş, bir nevi alt yapısını oluşturulmuştur. Bu atılım, başarısız geçen 2 yılın ardından Fenerbahçe'ye hiç yenilmeden ilk şampiyonluğunu getirmiştir.
Bu şampiyonluk ise, Fenerbahçe'ye yaşama gücü aşılamış ve kulüp Altıyol ağzında 2 odalı bir lokale kavuşmuştur. Balkan Savaşı nedeni ile yapılmayan 1912-1913 lig maçlarından sonra üst üste ve yenilmeden kazanılan 2 şampiyonluk, Fenerbahçe camiasını oluşturmaya başlamıştır. Fenerbahçemiz aynı zamanda 1914 senesinde tertiplenen Genç takımlar şampiyonluğunu da kazanmış ve 10 yıl içinde en çok şampiyonluk kazanmış takım olma unvanını alarak İngilizler tarafından verilen tarihsel şilti de almaya hak kazanmıştır.



Kurucular: Nurizade Ziya Songülen Bey, Osmanlı Bankası memurlarından Ayetullah Bey, Bahriye Mektebi talebesi Necip Okaner Bey, Hindli namıyla anılan Asaf Beşpınar Bey ve Enver Yetiker tarafından kurulmuştur.
İlk Başkan: Nurizade Ziya Songülen
Renkleri: Sarı Lacivert
Amblem: Fenerbahçe Kulübü'nün ilk amblemi, Fenerbahçe burnundaki ışık saçan beyaz feneri, renkleri ise sarı ile beyaz olmuştu. Ancak, kulüp mensupları bunu tatminkar bulmadıkları gibi, anlam bakımından da içinde bulunulan monarşi rejimini tehdit edici sayılabileceği endişesi ile kısa sürede iptal etti. 1910 yılında Fenerbahçeliler arasında resim çizmede maharetiyle tanınan futbolcu solaçık Hikmet (Topuz)'in çizdiği (bugünkü) amblem ise herkesin beğenisini kazandı ve kabul edilerek bugünlere kadar da ulaştı. İşte "sarı ve lacivert" ağırlık içinde olmak üzere 5 renkten oluşan amblem ve şu anlamları taşımaktaydı(*22) ; "FENERBAHÇE SPOR KULUBÜ 1907" yazılı beyaz yuvarlak çerçeve, temizlik ve açık yüreklilik ifadesiydi. Kırmızı fon ise, safiyet ve Fenerbahçeliler arasındaki sevgi ve bağlılığı belirtirken bu arada bayrağımızı da sembolize etmekte, ortadaki sarı renk Fenerbahçe için duyulan gıpta ve kıskançlığı, kalp şeklindeki lacivert renk asaleti temsil etmekteydi. Sarı lacivert renkler içinde yükselen palamut dalı Fenerbahçelilik güç ve kudretini sembolize etmekte, yeşil renk ise yükselen bu kudret için başarının gerekli olduğunu açıklamaktaydı. Böylece "milli renkler arasında doğan Fenerbahçe"nin, sarı ile lacivert renkler beraberindeki bu amblemi üyelerce de kabul gördüğünden, klişesi İngiltere'ye Manchester şehrine yollanmış ve Fenerbahçe Spor Kulübü'nün bugünkü rozeti olarak ilk kez 1910 yılında yaptırılmıştı. Rozet; 1929 yılından itibaren üzerindeki eski Türkçe harfleri yeni Türkçe harflere bırakmış ve manada önemli etki yapmayacak ufak tefek değişikliklerle de günümüze kadar aynı şekli muhafaza ederek gelmiştir.




Tarihçe



Kadıköy ve Fenerbahçesi;

İstanbul’un Kadıköy yakası; Allah’ın, yeryüzünü yaratırken kesinlikle ayrıcalıklı davrandığı bir eşsiz yöre... Tarihlerin henüz 1900 yılına ulaşmadığı İstanbul’da, Kalamış’ıyla



Fenerbahçe’siyle, Caddebostan’ı Suadiye’si Moda’sı ile adeta bir rüya beldesi... Göz alabildiğine bomboş arsalarla yemyeşil çayırlara sahip bu yörede, doğanın insanları spor yapmak için sanki teşvik ettiği yıllar...

Ve de, İstanbul’un silüeti deniz üzerinde uzaklardan perde perde yansıyıp dalgalanırken, Fenerbahçe Burnu’nda yanıp sönerek yol gösteren bir fener Türk sporuna önderlik edeceği bir kulübe sembol olmanın da gururu içinde, Adalar’a, Marmara’ya, daha da ötesi uzak yıllara doğru aynı şevkle ışık saçacağı günlerin özlemi ile çakıp durmaya başlamıştı sanki... Ve de Kadıköy, o dönemlerde en güzel semti olan Fenerbahçesi’nin bağrından çıkaracağı takımını önce yakınlara, sonra da yarınlara armağan edeceği günleri bekliyordu gayri...


Kuşdili Çayırında İlk Futbol Oyunu;
İlk futbol oyununun, bugünkü anlamıyla ilk kez 1823 yılında İngiltere’de oynanmaya başlamasının üzerinden neredeyse yıllar ve yıllar geçmişti. Nihayet tarihler 1890’lı yıllara ulaştığında, Moda’da oturan İngiliz’ler de bu keyifli spordan iyice etkilenmiş ve o yemyeşil arsaların bulunduğu Kadıköy’ün geniş alanlarında, futbolu oynamaya başlamışlardı. Seyri çok keyifli bu oyunun, çevredeki Türk gençlerinde de ilgi uyandıracağı ve de bu sporu onlara sevdireceği pek tabii idi ve hatta da kaçınılmazdı. Ama ne var ki, o sıralarda süren monarşi rejimi nedeniyle Müslüman Türkler için cemiyet kurmanın ve hatta mevcut cemiyetlere dahi üye olmanın yasak olmasından dolayı, Kadıköy Çayırlarında top koşturan İngiliz gençlere yine ancak Rum gençleri eşlik edebilmekteydi. Yine de, hemen her akşamüstü bilhassa Kuşdili Çayırında yapılan bu futbol maçları ya da



antrenmanları, Kadıköy halkının büyük bir kesiminin ilgisini çekmekte, genellikle akşamüstleri zevk için de olsa oynanan bu futbol oyunu için, Kalamış’tan, Moda’dan, Kuyubaşı’ndan, ve hatta Haydarpaşa civarlarından gelecek öbek öbek halkı, gününe ve hava durumuna göre küçük ya da büyük kümeler halinde bu oyunu seyretmeye yöneltmekteydi. Kadıköy halkının ekserisi ikindi sularında ayaklanır, günlerden Cuma ve Pazar değilse yani Kurbağalıdere’nin kenarındaki salaş tiyatroda Komik Hasan’ın tuluat kumpanyası oynanmıyorsa Kuşdili Çayırı’na doğru yola koyulurlardı. Yok, eğer günlerden Cuma ya da Pazar ise de, Moda’ya doğru ya da şimdiki Fenerbahçe Stadyumu’nun bulunduğu Papazın Çayırı’na doğru yola koyulurlardı (*1). Omuzdaş kılıklı, burma bıyıklı tüylü tüysüz gençler, yanlarında boy boy çocuklarla hanım nineler ve de orta yaşlı hatunlar, Arap bacılar, ahretlikler, kahvede pineklemekten usanan efendi kişiler, burada çayırı çepeçevre kuşatır, kadınlar getirdikleri kilimleri yayarlar, erkeklerin kimi toprağa bağdaş kurar, kimi büyükçe bir taşa oturur, kimi ayakta dururdu. Sucusu, dondurmacısı, kağıt helvacısı, simitçisi, baloncusu, Eyüp oyuncakçısı velhasılı satıcıların her çeşidi burada arzı endam eyler, burayı adeta panayır yerinden farksız kılardı. Ortadaki saha olacak alanda ise, kapı gibi gövdeli, başları açık, renk renk gömleklerinin kolları sıvalı, göğüsleri fora, bacaklarından dizkapaklarına kadar şortlu bir alay adam soluk soluğa koşuşurlar, birbirlerine çarpıp çarpıp, alt alta üst üste mecelleşirler, güya da top oynarlardı. Oynanan bu futbollardan örnek alan bazı gençler, Kadıköy’ündeki arsalarda ya da geniş çayırlarda onlar gibi top oynamaya heveslenir, karman çorman bir biçimde, bir harradır bir gürradır gider, topa en çok vuranla onu en havalara yükselten erbab sayılırdı. Ne var ki bir süre sonra, bir başka deyişle 1900’lü yıllara iyice yaklaşılmasıyla birlikte, Moda’da oturan İngiliz gençlerinin artık modern futbolu oynamaya başlamaları ve dolayısıyla da oynadıkları futbolu daha seyredilir bir halde sunmaları, kendilerini hayran hayran seyreden Kadıköy’lü gençlerin yüreklerinde birtakım kıpırdanmalara sebep oluyor, onlar gibi organize bir takım kurma isteklerini ise, vazgeçilemez bir tutkuya dönüştürmeye başlıyordu.



Kadıköy Football Association ;

1890’lı yıllarda İstanbul Moda’da yaşayan İngiliz ailelerinden La Fontaine, Giraud, Whittall, Charnaud, Pears, Armitage aileleri Kadıköy ve Moda’nın çayırlarında kendi aralarında bu oyunu yeni yeni oynamaya başladıklarında, İzmir’de yaşayan İngiliz aileleri, Bornova çayırlarında bu oyunu çoktan oynamaya başlamışlardı bile (*2). Zira sosyal ve idari bakımdan payitaht İstanbul’a uzak ve rahat iki şehir olan Selanik ile İzmir, 1870’li yıllarda Osmanlı’nın futbol oyunu için ilk taraftar bulduğu toprakları oluyor, futbol oyunu o dönemlerde dini inançların da etkisi ile Müslüman Türkler arasında gelişemediğinden, böylece de Osmanlı toprakları üzerinde ilk defa gayrimüslim ve levanten (ülkede yerleşmiş bulunan yabancı uyruklu) vatandaşlar tarafından oynanıyordu.
Moda’da futbolla tanışan ilk ailelerin İstanbul’da İngiltere elçiliği personeli görevlileriyle aralarında yaptıkları maç rekabetini, 1894 yılında İzmir’de “Football Club Smyrne”nin kurulması ile birlikte İstanbul - İzmir rekabeti izlemeye başlıyordu (*3). İzmir’de futbolun öncülüğünü yapan James La Fontaine, 1889 yılında İstanbul’a yerleştiğinde, Kadıköy’de İngilizlerin futbol-rugby karışımı bir oyun oynadıklarını görmüş ve onlarla kısa zamanda dostluk kurarak, daha iyi bildiği futbol oyununu onlara kabul ettirmişti. Tarihler 1897 yılını gösterdiğinde, James La Fontaine ve arkadaşları Kadıköy yakasında ilk kez bir futbol takımı olarak Kadıköy Football Association adı altında toplanıyor, takımı oluşturan İngiliz, Rum, Ermeni gençleri, genelde İstanbul’a sefere gelen İngiliz gemicilerle oynadıkları oyunlarını Kadıköy’ün çayırlarında sürdürüyor, ve her akşamüstü (ilk bölümde geniş bir biçimde sunduğumuz) o kalabalık izleyici kitlesine de seyrettiriyorlardı. Bu müsabakalar halkın öylesine ilgisini çekmişti ki “Football Association” takımı, iki yıl içerisinde “İzmir Karması” ile karşılıklı olarak futbol maçları yapmaya yönelmişti.



“BLACK STOCKING FC”Kuruluyor ;

Ne var ki, Sultan 2. Abdülhamid’in padişahlığının sürdüğü o dönemde, mevcut monarşi rejiminin korunması amacıyla Türk gençlerinin dernek kurmaları yasaktı. Bu durum ise, yabancı ve azınlıkların top koşturdukları kendi topraklarında futbol oynamanın imkan ve zevkinden mahrum olan ve onların aralarına karışarak oynamak istedikleri bu cazip oyunu ancak gıpta ile seyretmekle yetinen Kadıköylü Müslüman Türk gençleri arasında, sadece üzüntü değil aynı zamanda tabii ki öfke ve hırs da uyandırıyordu. İşte her türlü tehlikeyi göze alan bu gençlerden, deniz öğrencisi Fuat Hüsnü (Kayacan), eski hariciyecilerden Reşat Danyal ve Mehmet Ali ile, Kuşdili’nde Papazın Çayırı adı verilen topraklarda meşin yuvarlağa vuruşlar yapan arkadaşları bu özlemin sona ermesini amaçlıyorlar, ve 1899 yılında da, devrin hafiye ve jurnalcilerinin dikkatlerinden kaçmak ve hışımlarından korunmak amacıyla bir İngiliz adı altında Black Stocking FC (Siyah Çoraplılar Futbol Kulübü) ‘nü kuruyorlardı. Ancak siyah çorap ve kırmızı üst formaları ile Türk gençlerinin oluşturduğu bu ilk Türk spor ve futbol topluluğu daha ilk maçlarında hafiyelerin baskınına uğruyor ve hemen dağıtılıyordu.

1899; Fenerbahçe’nin Gerçek Kuruluş Yılı
Burada dikkati çeken en önemli nokta; Fenerbahçe Spor Kulübü’nün Black Stocking FC ismi altında 1899 yılındaki bu ilk girişimindeki öncülük yapan gençler ile, ilerideki yıllarda kurulacak olan Kadıköy Futbol Kulübü (1902) ve Fenerbahçe Futbol Kulübü (1907) ismi altında toplanan gençlerin genelde aynı kişiler olacağıydı.




Dolayısıyla FENERBAHÇE KULÜBÜ kuruluşunu gayri resmi olarak 1899 yılında gerçekleştirmiş, ne var ki iki kez kapatılmaları nedeni ile faaliyetlerine, ancak resmi kuruluş yılları olan 1907 yılında geçebilmişti. Görülen odur ki; Black Stocking F.C. ya da Kadıköy Futbol Kulübü isimleri, amaç karşısında birer araçtırlar (*4). Ayrıca İstanbul’da kurulan futbol kulüplerinin listeleri incelendiğinde de; Moda Futbol Kulübü (1896), Cadi-Keuy Football Club (1899) ve Imogen (1900) takımlarının İngiliz uyruklular tarafından, Elpis (1900) takımının Rumlar tarafından, Black Stocking (1899), Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe kulüplerinin ise Osmanlı uyruklular tarafından kurulmuş oldukları da zaten görülmektedir.

KADIKÖY FUTBOL KULÜBÜ Kuruluşu
Ama yine de, aradan geçen birkaç yıl içinde aynı gençlerin bir bölümü, aralarına yeni katılanlarla beraber Kurbağalıdere Köprüsü’nün hemen yakınındaki (şimdiki stadyumun karsısında) Hurşit Ağa’nın kahvehanesinde muntazaman toplanıyor ve 1901 yılında da, bu kez isim de değiştirerek Kadıköy Futbol Kulübü ismindeki bir yeni takımı daha kurabilmenin çalışmalarını yapıyorlardı. Konu ile ilgili ayrıntılı bilgiye, yaşadığı yakın tarihi, yazılarında bütün ayrıntıları ile canlandıran üstad Sermet Muhtar Alus’un, 1951 senesinde Tarih Hazinesi Mecmuası’na yazdığı “Kadıköyü’nde İlk Futbol” isimli makalesinde rastlıyoruz ;




“ Zamanın musiki üstadı Sine Kemani Nuri Bey’in anlatışına bakılırsa, futbola meraklı ilk Türk gençleri bir kulüp kurmağa, daha bir derli toplu birleşmeye karar vermişler. Çok geçmeden arzularını yerine getirmiş, elbiseyi de seçmişler; gömleğin göksü, yakası, kol kapakları beyaz, öbür tarafları kırmızı, pantolon keza beyaz. Kuşdili Papazın çayırlarında kendi aralarında maçlara girişmişler. Moda’daki İngilizlerden, Rumlardan mürekkep (oluşan) takımın derecesine erişmek, onları yenmek baş emelleri(en büyük arzuları). Eski cimnastikçi ve idmancılardan Sine Kemani Bay Nuri’nin rivayetine göre, ilk oynayanları sayalım: Kendisi(Nuri Bey), Emced Bey, Mehmet Ali ve kardeşi Neşet Beyler, Reşat Danyal Bey, Hafız Mustafa, Topçu zabiti Cevdet Bey, Eşref Bey, Hüsnü Paşa zade Bahriyeli Fuat Bey, Mekteb-i Sultani’li Daniş, Tahsin (Şair Tahsin Nahit) Bey, Sarı Şevki.
Haftalık Malumat Mecmuası sahibi Baba Tahir’in yevmi (günlük) Fransızca Servet Gazetesi, bu maçlara dair teşvik yollu bir yazı neşretmiş. Fırsatı kaçırmayan namlı hafiyyelerden (gizli görevli polis) biri, Sultan Hamid’e hemen jurnali(haberi) uçurmuş: “ Kadıköy gençleri, Veliahd- i Saltanat Reşat Efendi (Sultan Reşat)’nin himayesinde (korumasında) bir cemiyet teşkil eylemişlerdir (oluşturmuşlardır). Beray-i ubudiyet (kulunuz olarak), nazar-ı dikkat-i hümayunlarınızı celp ederim (padişahımın dikkatlerini çekerim). Ferman.”
Ve tabii ki, yine rejim ve futbolun haram sayılması nedeniyle dini baskılı, ancak daha sıkı hafiye baskısı sonucunda da zaptiye teşkilatının baskınıyla bu girişimler de yine engelleniyor ve Kadıköy’lü gençler bir kez daha dağıtılıyordu. Ne hazin bir kaderdir ki, Olimpiyatların Atina’daki açılış gününe rastlayan 6 Nisan 1896 tarihinde Tatavla (Kurtuluş)’da bir gurup Rum vatandaşımızın teşebbüsüyle “Tatavla - Heraklis Jimnastik Kulübü” şaşalı bir biçimde tabii ki de kurulurken(*6), ondan iki yıl sonra tamamen Türk gençlerinden oluşarak kurulmaya çalışılan “Kadıköy Futbol Kulübü” mevcut rejim nedeniyle hemen kapatılıyor, kurucuları ise sürgün edilmekten zor kurtuluyordu. Bu durum Türk sporunun kulüpler yolundaki gelişimini en az 5 yıl geciktirecek ve yurdumuzda futbol ağırlıklı sporun temeli de, yabancı egemenliği ve anlayışı ile atılacaktı (* 7).
İşte İstanbul’da, hem Pera yakasında hem de Kadıköy yakasında oturan ecnebi (levanten) ve gayrimüslim vatandaşlarımızın, törenlerle kurdukları ilk kulüplerinin yaşama hakkını elde etmelerine karşın, yine kalpleri spor aşkı ile çarpan Kadıköy’lü Türk gençlerimiz tarafından girişilen her iki cesurane teşebbüsün gerçekleşememesi, onların içindeki bu ateşi söndürmüyor, aksine, Kadıköy’de bir futbol kulübü kurmalarına hiçbir kuvvetin engel olamayacağı gerçeği ile, daha henüz ismi bile belli olmayan ve fakat ki Kadıköy’ün bağrından çıkacak ve gelecekte milyonlarca taraftara sahip olacak bir kulübü kurmaları için, sadece sayılı yılların kaldığını da sanki artık iyiden iyiye hissediyorlardı.




Kadıköy’de Kuruluşu Bekleyiş ; Güneş, 1900’lerle henüz tanışmış. İstanbul’un her semti aynı sıcaklıkta aynı cömertlikte aydınlanırken, Kadıköy yakasında gökyüzü hep puslu, sanki her dem kapalı gibi. Kuşdili Çayırı mahzun, Papazın Çayırı solgun gibi. Fenerbahçesi’nde bahçeler çiçeksiz, köşklerinde kanaryalar suskun, güllerle bülbülleri küs gibi... Zira, içleri spor aşkı ile yanan Türk gençlerinin Kadıköy’de kulüp kurma istekleri “saray”ca iki kez engellenmiş, levanten ve gayrimüslim vatandaşlarımızın aynı isteklerine aynı saraydan izin çıkarken, Kadıköylü gençlerimiz sarayın rejimine karşı iki kez yenilmiş gibi. İşte bu nedenledir ki, gayri tüm Kadıköy halkı suskun, biraz da yaralı, Kalamış’ta esen rüzgar bir mahzun, Fenerbahçesi’nde çakan “Beyaz Fener” bir mahzun gibi. İşte bu nedenledir ki ; galip, sanki bu yolda mağlup gibi...
Ve de deniz üzerinde İstanbul’un silüeti, karşı uzaklardan perde perde sahile akarken, “ışıksız FENER, çiçeksiz BAHÇE ” misali biçare yarımada, mahzun bir eda ile karşı sahilindeki sarayın ufuklarına doğru bakıp bakıp kuruluş izninin çıkması hayali içinde “ Bu memlekette bir gün sabah olursa Haluk. ” mısralarını yüreği yaralı fakat gönlü ümitle dolu bir şekilde sanki okur da, devlet kapusundan da medet bekler gibi...


İSTANBUL’DA İLK “FUTBOL LİGİ” GÜNLERİEvet, istibdat ; bir başka değişle o dönemki mevcut “ mutlak hakimiyet ” rejimi, yurdumuzda cemiyet kurmak ya da bu bünyede spor yapmak hakkını Türklere yasak etmekteydi. İşte sırf bu nedenle, Fuat Hüsnü (Kayacan) Bey ve tamamen Türk gençlerinden oluşan arkadaşlarının Fenerbahçe Spor Kulübü’müzü kurma teşebbüsleri, gerek 1899 yılında Türkçe isim vermeden bir İngiliz ismi altında kurmak istedikleri “Black Stocking F.C./Siyah Çoraplılar Futbol Kulübü” olsun, ve gerekse de 1902 yılında bu kez isim değiştirerek kurmak istedikleri “Kadıköy Futbol Kulübü” olsun, sarayca engellemişti. Bu durum ise, ülkemizde kurulan ilk spor kulüplerinin yabancılar ile gayrimüslimler tarafından oluşmasına sebep olacak(*8), Türk sporunun kulüpler yolundaki gelişimini ise en az 5 yıl geciktirerek, yurdumuzda futbol ağırlıklı sporun temelinin “yabancı egemenliği ve anlayışı” ile atılması neticesini doğuracaktı (*9).



Nitekim, Kadıköy Futbol Kulübü’nün mevcut bu rejim nedeniyle hemen kapatılarak dağıtılmasının ardından, 1902 senesinde James Lafontaine ile Horace Armitage isimli kişiler hemen hemen tamamı İngiliz’lerden oluşan “Cadıkeuy Football Club“; (Kadıköy Futbol Kulübü) isimli futbol takımını kuruyor ve kuruluşunun iznini de alıyordu (*10). Bunu, 1903 senesinde Moda’da oturan İngiliz gençlerin “Moda Football Clup”, 1904 senesinde de Kadıköylü Rum vatandaşların “Elpis(Ümit)Futbol Takımı”nı kurmaları izliyordu. Aynı yıl İngiliz elçilik gemisi “İmogene” nin de aynı isimde bir futbol takımı kurması üzerine, Türkiye’deki ilk lig organizasyonunu gerçekleştiren James La Fontaine, 1904 senesi sonbaharında “Constantinople Football Liege” ( İstanbul Futbol Ligi ) adı ile İstanbul’daki ilk futbol ligini kuruyordu. (*11)
Cadıkeuy (Kadıköy), Moda, Elpis ve İmogene takımlarının oluşturduğu ligdeki organizasyon olan “Pazar Ligi” ismi altında yapılan bu maçlar, bugünkü Fenerbahçe Stadının bulunduğu Papazın Çayırı’nda sürüyor ve halk tarafından da büyük bir ilgi ile takip ediliyordu. 1904 tarihindeki ilk Pazar Ligi şampiyonluğunu İmogene Takımı, 1905 yılındaki ikinci Pazar ligi şampiyonluğunu ise Cadıkeuy (Kadıköy) Futbol Takımı kazanıyordu. Tarihler 1905 yılını gösterirken , Mekteb-i Sultani (Galatasaray Lisesi) öğrencileri tarafından okulun çatısı altında kurulan Galatasaray Futbol Takımı, Kadıköy’deki Papazın Çayırı mevkiinde Kadıköy Frerler Mektebi (Saint Joseph) takımı ile maçlarına başlıyor ve 1906 yılından itibaren de İstanbul Futbol Ligine resmen katılıyordu.


1907, Resmi kuruluşa doğru



Gayri takvimlerin o en güzel yıl olan 1907 yılının ilk yapraklarını gösterdiği günler... Sultan 2. Abdülhamid Han, 33 yıllık saltanatının baskılı rejime dayalı son yılını yaşamakta olduğunun sanki farkında. Saltanatı ile uğraşanlarla boğuşmaktan futbol topu peşinde koşturanlarla uğraşmaya ayıracak pek fazla vakti ve de gönlü kalmadığından bu tür oluşumlara karşı uygulattığı baskıyı da, resmi de olmasa biraz gevşetmiş. Zaten gayri müslimler ile yabancılarca ortalama on yıldır oynanmakta olan futbol oyununa gözleri ve de gönülleri biraz da alışmış. Kadıköy yakasındaki Kördere Sahası ile Kuşdili Çayırı’nda, o ilk yıllarda göz açtırmayan top uçurtmayan saraylı hafiyelerden görünürde eser kalmamış, Türk gençleri, resmi formalı olmasa da buralarda sanki rahat rahat top koşturur bir halde. Gerçi, bir jimnastik kulübü olarak “Beşiktaş” ile, Fransız Mektebi Takımı hüviyetini arkasına almış bir futbol kulübü olarak “Galatasaray”, kuruluş faaliyetlerini İstanbul yakasında gerçekleştirebilmiş ama, karşı kıyı Kadıköy yakası o dönem için adeta bir başka belde, adeta İstanbul’a taşra...
Nihayet, artık bu yakada da beklenen günlerin yakınlığı hissedilmekte. Kadıköy yakasında da güneş bir başka parlak, bahçelerde çiçekler bir başka güzel açmakta. Fenerbahçesi’nde de kanaryalar bir başka ötüp, burundaki fener sanki bir başka parlak çakmakta. Zira, halkın içinden çıkacak ilk Türk kulübünün kuruluşu için kararın ve de onayının alınacağı çok önemli günlerin çoğu geçmiş, azı ise sanki artık gelmekte...
Fenerbahçe Fan Club..




İşte, içinde bulundukları tarihin de desteğinden güç alan Kadıköy’lü gençlerden, Hariciye Nazırı Asım ve Server Paşa’ların torunu Londra Sefareti Başkatibi Nuri Bey’in oğlu Ziya(Songülen) Bey ile Harekat Ordusu Feriki (tümgeneral) Şevki Paşa’nın oğlu Ayetullah Bey ve de ünlü edebiyatçı Sami Paşazade Sezai Bey’in yeğeni Enver Necip (Okaner) Bey, Necip Bey’in Moda Başpınar sokak 3 numaralı evinin selamlık katında yaptıkları bir görüşme sonucunda kuracakları takımın ilk fikir harcını atıyorlardı. Gerekli olan parayı da finanse edecek olan dönemin zenginlerinden Saint Joseph mezunu Mühendis Nurizade Ziya Bey’e kulübün kurucu başkanlık şerefini, Osmanlı Bankası memurlarından Ayetullah Bey’e katiplik (sekreter) görevini, Bahriye Subayı Necip Bey’e de kaptanlık ve veznedarlık (sayman) görevini veriyorlardı.
Aynı görüşmede varılan fikir birliği ile de ; kuracakları kulübün adını oturdukları semtin güzelliğinden esinlenerek Fenerbahçe yapacaklar, amblemlerini Fenerbahçe Burnu’ndaki ışık saçan fenerden, formalarındaki renkleri ise Fenerbahçesi’ndeki ilkbaharın sevimli müjdecisi papatyaların kıskançlık ve temizlik sembolü olan renklerinden yani sarı ile beyazdan alacaklardı.
Ertesi gün “Baker Mağazası”ndan forma kumaşları alınıyor, Fener armalı kırtasiye malzemelerinin siparişleri veriliyor, ve de dönemin güya Futbol Federasyon Başkanlığı görevini üstlenmiş kişisi James Lafontaine ile yapılan bir sohbette de sanki kendisinden icabet alınıyordu. Artık kurulacak olan kulübün ismi, başkanı, amblemi ve formaları seçilmiş, mesele sadece formaları giyerek bu ismi tescil ettirecek 11 Türk gencinin bir araya getirilmesine kalmıştı. Bu konuda da en mühim rolü St. Joseph Mektebi Türkçe Öğretmeni Enver ( Yetiker ) Bey üstleniyordu.




Fenerbahçe Futbol Takımı”nın ilk kadrosu kuruluyor ;
Güneş bu defa, o en güzel yıl olan 1907 senesi ilkbaharının serince bir Pazar gününü aydınlatıyor ve Fenerbahçe semti de bu kez, ismini yıllarca şerefle temsil edecek olan bir kulübün ilk temsilcilerinin ilk kalabalık gövde gösterisine sahne oluyordu. O gün, Kadıköy’ündeki Kuşdili Çayırı’nda İngiliz ve Rum takımları arasında oynanan bir futbol maçını seyrettikten sonra St. Joseph Mektebi talebelerinden oluşan bir grup, Moda İskelesi’nden sandallara biniyor ve koyun karşı kıyısında randevu mahalleri olan Fenerbahçesi’ne geçiyorlardı. Nuri zade Ziya (Songülen)Bey ve Ayetullah Bey ile Sami Paşa zade Sezai Bey’in yeğeni Bahriye zabiti Necip(Okaner)Bey, Hintli lakaplı Mühendis Asaf (Beşpınar) Bey ve S.Joseph Mektebi Türkçe öğretmeni Enver (Yetiker) Bey isimli gençler, burada daha evvel gelmiş olan Hasan ve Hüseyin(Dalaklı), Galip (Kulaksızoğlu), Nasuhi Esat(Baydar), Yanya’lı Şevkati, Elkatipzade Mustafa ve kardeşi Hamdan, Çerkes Sabri, Hayrullah, Hakkı Saffet (Tarı),Hasan Sami(Kocamemi) Bey’ler ile buluşuyorlardı(*12).
Çoğunluğunun, yakında kurulacak oldukları takımın ilk oyuncularını teşkil edecek olan bu gençler için o gün, Ziya Bey’in İngiltere’den getirttiği; önü ve kolları düğmeli olan sarı beyaz yollu bol formaları, lacivert şort pantolonları ve sarı löverli yün çorapları ile, Fenerbahçe’nin çayırlarında ilk antrenmanlarını yapacakları gündü. Kısa zamanda çevrenin futbola kabiliyetli gençlerini de kendi etrafında toplayan bu kulüp, bugün için büyük bir kıymet ifade eden ilk kadrosunu, olası olarak; Hintli Asaf – Necip , Ziya – Hasan, Hassan, Sabri – Nasuhi , Şevkati , Galip , Hüseyin , Hayrullah terkibinde (*13), ya da ; Asaf – Ziya , Sami – Ayetullah , Mazhar , Necip – Fethi , Galip , Hüseyin , Hasan , Nevzat şeklinde oluşturuyordu (*14).
Başta da değindiğimiz üzere, Fenerbahçe Spor Kulübü’nün Black Stocking FC ismi altında 1899 yılındaki ilk girişiminde öncülüğünü yaptığı gençler ile, Kadıköy Futbol Kulübü (1902) ve ilerideki yıllarda kurulacak olan Fenerbahçe Futbol Kulübü (1907) ismi altında toplanan gençler, aslında yıllardır aynı ideali sürdüren hep aynı kişilerdi. Ama ne var ki iki kez kapatılmaları, yasal faaliyetlerine ancak resmi kuruluş yılları olan 1907 yılında geçebilmelerine olanak kılmıştı. Bir başka deyişle; Black Stocking F.C. ile, aynı amacı ve kaderi paylaşan Kadıköy Futbol Kulübü’nün isimleri, “Fenerbahçe Spor Kulübü”nün kuruluşu yolunda “amaç karşısında birer araçtı “(*15). Israrla tekrar ettiğimiz bu durum karşısında, 1940 yılında yapmış oldukları haklı bir tüzük değişikliği ile kuruluş senelerini 1909 senesinden 1903 senesine aldıran Beşiktaş Kulübü’nün ( Bereket Jimnastik Kulübü) de gerçekleştirdiği gibi, Fenerbahçe Spor Kulübümüz olarak tüzüklerimize geçirmemiz ve de yazılı bir deklarasyonla kamuya ilan edip düzeltmemiz gereken gecikmiş gerçek odur ki; Fenerbahçe Spor Kulübünün kurulduğu yıl 1899’dur.




Kuruluşu Tescil Olunan İlk Türk Kulübü; Fenerbahçe
Nihayet, 23 Temmuz 1908 tarihinde İkinci Meşrutiyetin ilanını takiben, yurtta dernek ve kulüp kurma hakları herkese resmen tanınıyor, böylece, Ziya, Ayetullah, Necip ve Enver Bey’lerin önderliğinde kurulmuş bu yeni kulüp tescil edilerek, Fenerbahçe’ye, cemiyetler kanununa göre kuruluşu resmen tescil olunan ilk Türk kulübü olmak şerefi kazandırılıyordu (*16). Kulübün ilk kurucu üyelikleri ise ; 1) Ziya ( Songülen ), 2) Ayetullah Bey, 3) Necip ( Okaner), 4) Galip ( Kulaksızoğlu), 5) Hassan Sami (Kocamemi), 6) Asaf ( Beşpınar) şeklinde başlıyor (*17) ve olası diğer üyelikler de; 7)Enver (Yetiker), 8) Şevkati (Hulusi Bey), 9) Fuat Hüsnü (Kayacan), 10) Hamit Hüsnü ( Kayacan) 11) Nasuhi (Baydar),... isimleriyle devam ederek sıralanıyordu. Konu ile ilgili olarak; ömrünü adadığı “Fenerbahçe Kulübü Tarihi” konusunda, özellikle arşiv ve bilgi toplamada en zorlandığımız kuruluş yılları dönemleri ile ilgili en güvenilir araştırmaları gerçekleştirmiş olan merhum yazar Dr. Rüştü Dağlaroğlu’na ait (eski Türkçe ile yazılmış notları şu an deşifre çalışmaları yapan oğlu Sayın Müzdat Dağlaroğlu’nun arşivinde) Fenerbahçe tarihine ışık tutmakta olan not defterindeki tarihi notlar arasında ; “kulübün 1939 Nizamnamesinde ilk 30 kurucu üyenin isminin sıralandığı, ne var ki, kurucu olan ilk 6 üye arasında yer alması gereken Hassan Sami (Kocamemi)’nin bile bu listede isminin bulunmayışının, kendisini listenin doğruluğu hakkında haklı olarak kuşkuya düşürdüğü ifadesi” de ayrıca belirtilmektedir.
İstanbul Şampiyonluğu Ligi ;
1908 yılında ilan edilen 2. Meşrutiyetin ilanı ile tanınan dernek kurma serbestliği sonucunda İstanbul’da kurulan Türk kulüplerinin sayısı çığ gibi artıyor, Anadolu, Beykoz, Vefa Futbol Kulüpleri de, sırf 1908 senesinde resmen kurulup tescil edilen Türk kulüpleri arasında yerini alıyordu. Kısa zamanda Türk kulüplerinin sayılarındaki bu artış ise, İstanbul’da yeni bir ligin kurulması ihtiyacını doğuruyor, bu nedenle de o dönemlerde ülkede resmi tatil günü olan Cuma günleri oynanacak bir lig olan, Cuma Ligi adıyla yeni bir lig kuruluyordu.




Takımların sayılarının hızla artmasıyla, İstanbul’da futbol alanlarının sayısı da çoğalmaya başlamıştı. Anadolu yakasında; Kadıköy’deki Kuşdili Çayırı, şimdiki stadın bulunduğu yerdeki Papazın Çayırı, Yoğurtçu Deresi yanındaki Altınordu’nun Kördere Çayırı, Dereağzı’nda Kemikçi Çayırı, Baklatarlası, İbrahimağa sahası ile, Rumeli yakasında; Taksim, Talimhane, Bakırköy, Baruthane, Karagümrük, Çukurbostan, Süleymaniye, Güzelbahçe, Beyazıt Harbiye Nezareti sahaları, ve de Boğaz’ın Anadolu kesiminde ise; Anadoluhisarı, Küçüksu Er Meydanı , Beykoz Ortaçeşme sahaları mevcut sahalara eklenmişti (*18) .
Kuruluşu 1908 yılında resmen tescil olunan Fenerbahçe Spor Kulübü, sarı beyaz olan renklerini 1909 sonbaharında sarı laciverte çevirmiş (*19) , 1909 -1910 sezonuyla birlikte de İstanbul Futbol Ligine Galatasaray’dan sonra katılan ikinci Türk takımı olmuştu. İşte, dünyanın en hırslı ilk 5 derbisinden biri olan Fenerbahçe – Galatasaray kulüpleri arasındaki ezeli rekabet, ilk defa 17 Ocak 1909 tarihinde Mekteb-i Sultani (Galatasaray Lisesi ) öğrencilerinin takımı ile, yeni kurulmuş bir semt takımı maçı şeklinde başlamış (*20), ve bu tarihten itibaren de o dönemlerdeki İstanbul futbolundaki şampiyonluklar genelde bu iki Türk takımı arasında paylaşılarak, Türk futbolunun artık bir varlık olarak ortaya çıkması sonucunu doğurmuştu.




Kuşdili Spor Kulübü’nün Bünyeye Katılması ;Fenerbahçe, “İstanbul Şampiyonluğu Ligi”ne ilk kez katıldığı 1909 – 1910 sezonunda beşinci oluyordu. 1910 yılı liginin başlamasına kısa bir süre kala da kulüpten ayrılmalar ve mali zorluklar nedeniyle, Üsküdar Kulübü ile birleşmesi gündeme gelmişti. 1910 senesi Eylülünde, Koço’nun Mühürdar Gazinosu’nda yapılan müşterek toplantı sonucunda, gerçekleştirilmesi istenen Üsküdar - Fenerbahçe Kulübü teklifi, üyeler tarafından kabul görmedi. Buna karşılık, Kuşdili Kulübü Başkanı iken Fenerbahçe’ye katılan Elkatip Zade Mustafa Bey, Kuşdili Kulübü’nü Fenerbahçe’ye katmayı başardı ve bu başarısıyla da Fenerbahçe’yi çok zor günlerinde güçlendiren, geleceğini aydınlatarak güven altına alan ve takımı yücelten kişi olarak kulüp tarihine geçti.



İlk Namağlup Şampiyonluk ;
Kadrosunu yeni gençlerle geliştiren ve güçlendiren bu Fenerbahçe 1911- 1912 liginde hiç yenilmeden şampiyon oluyordu. Bu şampiyonluğun en önemli yönü ise, Fenerbahçe’nin bu şampiyonluğu ile İngiliz ve Rum takımlarının şampiyonluklarının tamamen sona ermesi ve bu tarihten itibaren de Türk futbolunda şampiyonlukların artık Türk takımlarının olmasıydı. Bu şampiyonluk, kulübün itibarını bir anda yükseltip imkanlarını da arttırmıştı. İlk iş olarak Altıyol’da bir kulüp lokali kiralandı, lokalin açılışı ise üye sayısının çoğalmasına sebep oldu. Bu arada futbol dışında diğer spor dallarında da faaliyet gösterilmesine başlandığından, aynı yıl Fenerbahçe Futbol Kulübü adı , Fenerbahçe Spor Kulübü’ne dönüştürüyordu (*21).

Fenerbahçe’nin ilk rozeti;
Fenerbahçe Kulübü’nün ilk amblemi, Fenerbahçe burnundaki ışık saçan beyaz feneri, renkleri ise sarı ile beyaz olmuştu. Ancak, kulüp mensupları bunu tatminkar bulmadıkları gibi, anlam bakımından da içinde bulunulan monarşi rejimini tehdit edici sayılacağı endişesi ile kısa sürede iptal etti. 1910 yılında Fenerbahçeliler arasında



resim çizmede maharetiyle tanınan futbolcu solaçık Hikmet (Topuz)’in çizdiği (bugünkü) amblem ise herkesin beğenisini kazandı ve kabul edilerek bugünlere kadar da ulaştı. İşte “sarı ve lacivert” ağırlık içinde olmak üzere 5 renkten oluşan amblem ve şu anlamları taşımaktaydı(*22) ; “FENERBAHÇE SPOR KULUBÜ 1907" yazılı beyaz yuvarlak çerçeve, temizlik ve açık yüreklilik ifadesiydi. Kırmızı fon ise, safiyet ve Fenerbahçeliler arasındaki sevgi ve bağlılığı belirtirken bu arada bayrağımızı da sembolize etmekte, ortadaki sarı renk Fenerbahçe için duyulan gıpta ve kıskançlığı, kalp şeklindeki lacivert renk asaleti temsil etmekteydi. Sarı lacivert renkler içinde yükselen palamut dalı Fenerbahçelilik güç ve kudretini sembolize etmekte, yeşil renk ise yükselen bu kudret için başarının gerekli olduğunu açıklamaktaydı. Böylece “milli renkler arasında doğan Fenerbahçe”nin, sarı ile lacivert renkler beraberindeki bu amblemi üyelerce de kabul gördüğünden, klişesi İngiltere’ye Manchester şehrine yollanmış ve Fenerbahçe Spor Kulübü’nün bugünkü rozeti olarak ilk kez 1910 yılında yaptırılmıştı. Rozet; 1929 yılından itibaren üzerindeki eski Türkçe harfleri yeni Türkçe harflere bırakmış ve manada önemli etki yapmayacak ufak tefek değişikliklerle de günümüze kadar aynı şekli muhafaza ederek gelmiştir.



Dünyayı sarsmış, imparatorluklar yıkmış ve on milyon insanın ölümüne sebep olup o hiç bitmeyecek sanılan “Harb-i Umumi” diye anılan “1. Dünya Savaşı”, Osmanlı İmparatorluğu’nun yenilmesi ile son bulmuş, mütareke ile birlikte de galip itilaf devletleri mağlup Osmanlı’nın başkenti İstanbul’u işgal etmişlerdi. Zırhlı araçlar cadde başlarını tutarken, sokakları dünyanın her yanından gelmiş her renkten ve her dinden askerler sarmış, Harbiye, karakollar, kaymakamlıklar, subay mahfelleri , vesair tüm makamlar işgal ordularınca işgal edilmişti. İşgal üniformalı itilaf ordusu askerleri, sosyal yaşantı içinde her fırsatta halkı manevi baskı altında ezerken, tramvayda trende ya da vapurda bile kendileri daima birinci mevkide oturup, biletli Türk vatandaşlarını vagonların sahanlıklarında vapurların ise ikinci mevkilerinde seyahat ettirir, kendilerine ayrılmış bölümlere boş da olsa kimseyi sokmaz, yolcuların bilet kontrollerini bile kendileri, üstelik alaycı bir tavır içinde ve ağır hakaretler altında yaparlardı(*23). Evet, İstanbul artık o eski İstanbul değildi. Acı günler gelip çatmış, herkes üzgün, herkes kendi vatanında sürgün gibiydi. İşgalcilerle birlikte yaşamak zorunda olan talihsiz İstanbul halkına, o güne kadar yaşadıkları, ne gıdasızlık, ne susuzluk, ne elektrik kesintileri, ne de hiçbir şey, “İşgal İstanbul’u ”na tanıklık etmek kadar onlara acı vermemişti. İşte bütün bu olumsuz şartlar altında halkın morali için mutlak bir desteğe ihtiyacı vardı ki, işte bu ihtiyaç duyduğu güç, ona kendi öz bağrından çıkarttığı takımı tarafından “Fenerbahçe”si tarafından verilecekti.



İşgal yıllarındaki gurur; Fenerbahçe
Mütareke döneminde (1918 - 1921) işgal kuvvetlerine mensup özellikle İngiliz ve Fransız askeri takımlarıyla yapılan futbol maçları, İstanbul’daki futbol heyecanını ve futbola olan ilgiyi doruk noktasına çıkaran olgu oluyor, Türk takımları işgalci ekiplerle 5 yılda 50’sini Fenerbahçe’nin oynadığı toplam 80 maç yapıyor , işgal kuvvetleri takımlarına karşı kazanılan galibiyetler ise Türk takımlarını gönüllerde yüceltiyordu. Bu nedenle futbol İstanbul’da büyük kitleleri kendine çekerken, Türk takımlarının özellikle de Fenerbahçe’nin, başta General Harrington Kupası (29 Haziran 1923) olmak üzere işgal kuvvetleri takımları karşısında elde ettikleri tüm galibiyetler, İstanbul halkının intikam duyguları içindeki milli duygularını şahlandıran ve yaralı gönüllerine teselli veren yegane olay haline dönüşüyordu.



Mütarekenin karanlık yıllarında işgal kuvvetlerine mensup takımlarını her hafta birbiri peşi sıra futbol sahalarında yenerek milletin rencide olmuş gururunu okşayan Fenerbahçe tüm halkın sevgilisi haline geliyor, zamanla da milli mücadelenin ve milliyetçi karşı çıkışın adeta İstanbul şubesi halini alıyordu. Onlar, cephelere gönderdikleri futbolcuları misali Çanakkale’de yaptıkları müdafaanın(*24) bir örneğini de sanki Taksim’in Taşkışla sahasında gösteriyor, yaptıkları toplu hücumlarda ise sanki kısa bir süre sonra Kocatepe’den verecekleri milli taarruzdaki şahlanışımızın provasını veriyorlardı. Bu şevk ve iman içinde mütareke ve işgal İstanbul’unda Türk futbolu denince ilk akla gelen Kadıköy’ün Fenerbahçe’si oluyor, cepheden gelen her yeni zafer İstanbul’luların moralini yükseltirken, Fenerbahçe takımı da aldığı galibiyetlerle halkın başını dik tutmasını sağlıyordu. 1910’lu yıllarda en fazla iki bin kişinin izlediği Fenerbahçe, 1919 -1920 yıllarında 6-7 bin kişinin hınca hınç doldurduğu tribünlere oynuyor, bir zamanların ürkek mahcup yapılan tezahüratları, artık açık açık, yüksek sesle hep bir ağızdan dile getiriliyordu; “Ya ya ya ,şa şa şa, Fenerbahçe çok yaşa, ”.
Artık iş futbol oyunu halinden çıkmış, vatanın asıl sahipleri ile işgalcilerin hesaplaşması şekline dönüşmüştü. Fenerbahçe takımı artık “Kuvai Milliye” ruhunun halk içindeki sembolü olmuştu. Bunun birinci sebebi işgal takımları ile oynadıkları toplam 50 maçtan ikisi hariç hiç yenilmeyip 41 maçta galip gelmeleriydi ki Altınordu ve Galatasaray takımları ne yazık ki bu başarıyı gösterememişlerdi. İkinci sebebi ise, “Anadolu Harekatı”nın başında olan Mustafa Kemal’in “Fenerbahçeli” olarak bilinmesiydi.(*25)




Atatürk ve "Fenerbahçe"si;
Fenerbahçe'nin müttefiklerle mücadelesi sadece yeşil sahalarla da sınırlı kalmayacak, Cihan Harbi'nde vatana feda ettikleri diğer sporcuları gibi, futbolcularının büyük bir bölümünü yine işgal yıllarında İstanbul'dan Anadolu'ya silah aktarılmasında etkin bir rol oynatarak vatanının ihtiyaç duyduğu konuda hayatlarını budaktan esirgemeyeceklerdi. " İttihad ve Terakki'nin bir kolu olduğu " ithamı ile işgal kuvvetlerinin devamlı olarak bastırması sonucunda kulübün kapatılma çalışılmaları ortamına rağmen, yurdun düşmandan kurtulması yolunda üstlendiği tarihi misyonu en ulvi bir biçimde yerine



getirerek, bir başka idealde de yarınlara örnek olacak olan Fenerbahçe Spor Kulübü, aydınların, işgal yıllarının acılı şehit ailelerinin, hulasa Türk ulusunun şeref ve cesaret duygularının yurda adeta armağanı oluyordu. İşte bu nedenledir ki ulu önderimiz Mustafa Kemal Paşa, 1918 yılında ilk spor kulübü olarak Fenerbahçe Spor Kulübü'nü ziyaret ediyor ve de kulüp şeref defterinin nezdinde de, tarihin altın sayfalarına da şu mısraları geçiyordu; " Fenerbahçe Kulübünün her tarafta mazhar-ı takdir olmuş (takdirle şereflendirilmiş) bulunan asar-ı mesaisini(yaptığı üstün çalışmaları) işitmiş ve bu kulübü ziyaret ve erbab-ı himmetini (üstün hizmet veren kişileri) tebrik etmeyi vazife edinmiştim. Bu vazifenin ifası (yerine getirilişi) ancak bugün müyesser (mümkün) olabilmiştir. Takdirat (takdirlerimi) ve tebrikatımı (tebriklerimi) buraya kayt ile (kaydetmekten dolayı) mübahiyim ( mutluyum).
3. 5 . 1334 (1918). Ordu Kumandanı : MK (İmza) "


Kulüp binası yangını ve yurdun Fenerbahçe sevgisi;
Türkiye'de ilk defa çeşitli spor şubeleri açan kulüp olma ünvanına sahip olan Fenerbahçe, 1913 yılında tanzim olunan ikinci nizamname ile atletizm, kürek, yüzme, atlama, yelken, patinaj, tenis, çayır hokeyi, boks, kriket gibi spor dallarıyla da meşgul oluyor, yıllar içinde de futboldan başka, masa tenisi, eskrim, jimnastik, avcılık, su kayağı, atlama, bilardo, salon futbolu, otomobil, atıcılık, sutopu, bisiklet,halter, güreş, basketbol,izcilik,patenli hokey, voleybol, vs, gibi toplam 25 spor şubesi içeren 35 spor dalında sayısız başarılara imza atıyordu



Büyük milletinin muazzam sevgisiyle nurlanan ve kucaklanan Fenerbahçe, muhtelif branşlarda devamlı hamlelerle bu artan sevgiye hak kazanırken, kuruluşunun 25. yılında 5/6 Haziran 1932 gecesi vukuu bulan hain bir yangın, koca bir varlığın kupalarından üye kayıt ve maç defterlerini de içeren belgelerine kadar gelmiş geçmiş bütün maddi eser ve izlerini siliyordu. Fenerbahçe'nin uğradığı felaket bütün yurtta bomba etkisi yapıyor, Fenerbahçe Kulübü İdare Heyeti'nin, üzerinde henüz dumanları tüten kulübün enkazı karşısında, gazete ve radyolara aynen aşağıdaki sözler ile verdiği tebligat ise yürekleri dağlıyordu (*26) ;
" Sevgili yuvamız, 25 senelik spor hayatımızda elde ettiğimiz şeref ve galibiyet, hatıraları ile birlikte yanmıştır. Bugün, maddi spor vesaitimizden de tamamen mahrum kalmış bulunuyoruz. Yek değerlerimize karşı sarsılmaz itimat, muhabbet (sevgi) ve tesanüt (dayanışma) havası içinde, yıllarca süren müşterek emeklerimizin muhassalasının (elde edilmiş sonucunun) enkazı karşısında derin bir teessür (üzüntü) duymamak kabil değildir. Mahvolan manevi kıymetlerin maattessüf (ne yazık ki) tamiri imkansızdır. Şu kadar ki, 25 senedir kazandığımız muvaffakiyetlerin hatıralarını kalbimizde daha büyük bir vecd (heyecan) içinde yaşatmak, bu hatıraları Fenerbahçe gençliğine kitap halinde hediye etmek gene mümkündür.




Hatta ilk vazifelerimizden biridir. Kupalarımız, bayraklarımız yanmıştır. Fakat yüreğimizdeki hatıralar canlılığını kaybetmeyecektir. Başta Ulu Gazimiz olmak üzere; kulübümüzün mesaisini takdir eden kıymetli yazıları taşıyan hatıra defterimiz kül olmuştur(**). Fakat bizim emeklerimizi takdir etmiş olan büyük şeflerimiz, memleketini seven memleketin idealine candan bağlı, çalışkan, tesanüt (dayanışma) ve muhabbet(sevgi) çerçevesi içinde Türk gençliğini gene himaye edeceklerdir. Hayatın mütemadi bir mücadele olduğunu, mücadelesiz, ızdırapsız, elemsiz, hayatta gerek ferd ve gerek millet itibariyle muvaffak olmak imkanı olmayacağını Türk gençliğine hatırlatan Büyük Gazinin nasihatleri bu elemli günlerimizde, bizim için en büyük teselli ve kuvvet membaı olacaktır. Fenerbahçelileri, kulübümüzün maruz kaldığı felaket nispetinde büyük olan vazifeye davet ediyoruz. "
Felaketin hemen ertesi günü Türkiye'nin o zamanki en büyük gazetesi "Cumhuriyet" ve ardından da "Milliyet" gazetelerinin "Fenerbahçe'ye Yardım" ismi altında başlattıkları kampanyalara teberruda bulunmak üzere bütün memleket adeta yarışa giriyor, yeni




kulüp binası inşası ve beraberinde de kulüp sahasının satın alınmasına katkı amacıyla yapılan ilk bağışı ise, 19 Haziran 1932 tarihinde İş Bankası eliyle 500 TL. göndermek suretiyle yine Atatürk yapıyordu(*27). Aynı amaçla tertiplenen 14 Temmuz 1933 keşideli Fenerbahçe Eşya Piyangosu'ndan elde edilen 17 bin TL. hasılat da, yine bu ilk tahta stadımızın yapılmasında kullanılıyordu.



(**) Bu yangında kül olduğu zannedilen ve içinde kulüp ile ilgili 1914 senesinden itibaren tutulmuş şeref kayıtlarını içeren meşhur maroken kaplı hatıra defteri ise, 7 Nisan 1944 tarihinde, onu enkaz arasında bularak alan ve saklayan meçhul bir şahıs tarafından, kulübümüz üyesi (merhum) Gazeteci Kenan Onan Bey'in Vatan Matbaası'ndaki masasının üzerine, 12 yıl sonra tekrar Fenerbahçe Kulübü'ne iade edilmek üzere bırakılıyor (*28) ve böylece Atatürk'ün "kulübümüze o meşhur ithafının" da içinde bulunduğu bu büyük hazineye, önce tarihimiz ve sonra da kulüp müzemiz yıllar sonra tekrar kavuşuyordu.

Stat mülkiyetine sahip ilk spor kulübü; Fenerbahçe
1923 senesinde Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı'nın kurulmasıyla Türk sporuna yeni bir yön veriliyor, bu tarihten sonra ise Fenerbahçe'de büyük bir kalkınma görülüyordu. O, teknik üstünlüğü sayesinde Orta Avrupa futbolunun Türkiye'deki temsilcisi haline geliyor, yıllar yılı hep milli takımın belkemiği olarak da Türkiye'nin en sevilen kulübü oluyordu.



İlk adı "Silahtar Ağa Sahası" iken, sonraları "Papazın Çayırı", "Union Kulüp Sahası", "İttihat Spor Sahası" ve nihayet 25 Ekim 1929 tarihinde de(*29) "Fenerbahçe Stadı" ismini alan 36 dönümlük stat mahallimiz, 6 Temmuz 1932 tarihinde 500 TL'sinin Atamızın verdiği 9000 TL. karşılığında (1000 Reşat Altını) satın alınıyor ve böylece yurtta stat mülkiyetine sahip ilk kulüp olmak şerefi de yine Fenerbahçe Spor Kulübü'ne ait oluyordu. Hem de öyle ki; Türk gençliğinin üzerinde spor yaptığı ilk stadı olmasının yanı sıra, Büyük Kurtarıcımızın bizzat kendileri tarafından büstleri ile şereflenmesine müsaade ettikleri yegane stat da olarak.
Son
Fenerbahçe Spor Kulübü'müz, bugün yalnız İstanbul'un değil, tüm yurtta milyonlarca taraftarı bulunan ve yüz yıla yakın bir süredir hemen tüm spor dallarında Türk sporuna öncülük ettiği için büyük sıfatını yerden göğe kadar kazanmış bir kulübümüzdür. O, zaman zaman şampiyonlukları elden kaçırsa da, zaman zaman mazisini aratır bir görüntüde kalsa da, yıllarca tarihe tırnaklarıyla kazıdığı büyüklüğünden hiç bir şey yitirmeyecektir.




Evet, taa en başta, 1900'lerdeki kuruluş yıllarını anlatırken söze nasıl mı başlamıştık? ; "... Ve de Kadıköy, o dönemlerde en güzel semti olan Fenerbahçe'sinin bağrından çıkaracağı takımını, önce yakınlara, sonra da yarınlara armağan edeceği günleri bekliyordu gayri..."
Gayri, şimdi de sözün sonundayız; " Ve de İstanbul, deniz üzerindeki siluetini uzaklardan perde perde koya yaklaştırırken, Fenerbahçe Burnu'nda yankılanan bir beyaz ince uzun fener, yıllar boyu Türk sporuna sembol olmanın gurur yorgunluğu içinde, Adalar'a, Marmara'ya, daha uzaklara, daha da öte uzak yıllara doğru, aynı inançla, aynı coşkuyla ışığını hep saçacaktır ".
Yüz yıldan beri önce onun hakkında söylendi, önce onun hakkında yazıldı, önce ona sevdalanıldı. Daha da nice yüzlerce yıl söyleneceği, yazılacağı, sevdalanılacağı gibi...







M Ü Z E M İ Z
Türkiye'nin Kupa Rekortmeni



Fenerbahçe Spor Kulübü, kupa konusunda, rakiplerine büyük üstünlük sağlamıştır. Halen faal olan spor dalları dışında, artık yapılmamakta olanlarda da bir çok şampiyonluklar ve kupalar kazanmıştır. Kurtuluş Savaşımız sırasında, işgal kuvvetlerinden oluşan ekiplerle de sık sık karşılaşan Futbol Takımımız, aldığı galibiyetlerle, Türk halkına moral vermiştir. Fenerbahçe Spor Kulübü futbol takımının, halen kırılamamış bir çok rekoru bulunmaktadır. Fenerbahçe Spor Kulübü'nün başarıları yalnızca futbolla sınırlı değildir. Olimpiyatlarda, güreş dışında alınan ilk altın madalya da, Fenerbahçeli bir atlet olan Ruhi Sarıalp'ten gelmiştir. Atletizm dalında takım halinde Avrupa Şampiyonu olan tek kulüp Fenerbahçe'dir.



FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ MÜZESİ
Önce tarihi olmak, sonra bu tarihe sahip çıkmak, ve nihayet bu tarihi kültüre dönüştürerek onu yarınlara aktarma çabası içinde bulunmak, her kuruluşa nasip olacak bir övgü değildir. İşte; Fenerbahçe Spor Kulübü, sayısız zaferlerle ve sayısız gururlarla dolu olan şanlı kulüplerinin tarihlerini, dünyanın sayılı spor müzelerinden birini kurabilme becerisi içinde yılların ötesine en yakışır bir biçimde taşınmalarını gerçekleştirmiş, yeni müzesini ise önce tarihe, sonra da değerli spor ve sanatseverlere kazandırmıştır.
Başlangıcımız olan 1899 yılından beri, ne mutlu bu şanlı kulüp için kanını canını, hizmetini terini vermiş tüm o şehitlere, sportmenlere, insanlara ki; böylesi bir kulübün müzesi şeklindeki geleceğe açılacak mabedinde ölümsüzleşeceklerdir. Ve de yine ne mutlu bu mabedi gezecek olan tüm insanlara ki; bir tarihin içinde böylesi gururlarla dolu bir kulübe sahip olmalarındaki haz ile şerefleneceklerdir...
Tarih; "Fenerbahçe Spor Kulübü Müzesi" sayesinde, bu kulübün geçmişi ve geleceği ile övünecek her Fenerbahçe'liye, bu gururlarını ilelebet yaşatma şansını veren Sayın Başkan Aziz Yıldırım ve Yönetim Kurulu Üyeleri'ni her dem şükranla anacaktır.




Müzenin Yeri ve Bölümleri;

Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumu Maraton Tribünü alt tarafında bulunan Fenerium'un karşı salonunda, 980 m2lik bölümde yer alan Fenerbahçe Spor Kulübü Müzesi'nde, şu bölümler bulunmaktadır;

1...... Dünya'da futbolun doğuşu ile ilgili özet dokümanların sunulduğu bir bölüm,

2...... Fenerbahçe Spor Kulubü'nün, 1907 yılında Nurizade Ziya Bey başkanlığındaki üç kurucu üyemiz tarafından ilk kuruluş toplantısının gerçekleştirildiği ve mumyalarıyla canlandırıldığı odanın, döneminin eşyaları ile sunulduğu bölüm,

3...... Fenerbahçe Spor Kulübü'nün, 1899 tarihindeki "Black Stocking" ismi altında kuruluş teşebbüsü dahil, günümüze değin her dönemde kullandığı formalar, çoraplar, futbol ayakkabıları, vs. giysi çeşitleri ve meşin topların sergilendiği bölümler,

4...... Atamızın 3 Mayıs 1928 günü kulübümüzü ziyaretinin ve kulüp şeref defterini imzalama anının (mumyalı olarak) canlandırıldığı bölüm,

5...... İşgal dönemi sırasında Kurbalıdere'deki lokalimizden, cepheye silah kaçırılma anının mumyalarla canlandırdığı bölüm,

6..... İşgal yıllarında, İşgal Kuvvetleri'ne karşı kazanılmış olan ve "Milliyetçi Karşı Çıkış Harekatı"nın ilk simgesi niteliğindeki "Harrington Kupası"nın, İşgal Orduları ile yapılan futbol müsabakalarının orijinal fotoğrafları eşliğinde sergilendiği özel bölüm,

7...... Fenerbahçe Spor Kulubü'nün, yeni bulunmuş olan (1329/1913 ve 1339/1923 ) ilk iki nizamnamesinin asılları ile, Osmanlıca'dan günümüz Türkçesine çevirilerinin sergilendiği özel bölüm,

8...... Kuruluştan itibaren kulübümüzün tüm branşlarındaki başarılarını simgeleyen
kupaların, şiltlerin ve özel madalyaların sergilendiği bölümler,

10.....Fenerbahçe Spor Kulübü'nün kuruluşundan itibaren bulunmuş, belgelerin, beratların, eski üye kartlarının, eski lisansların ve eski müsabakalardan fotoğrafların tarihsel bir sıra içinde sergilendiği bölümler,

11..... Fenerbahçe Spor Kulübü ile ilgili, gerek kulüp özel arşivinde yer almış ve gerekse de isimleri altlarında yazılı özel kişiler tarafından bağışlanmış eski maç biletleri, eski kulüp piyango biletleri, ve sair ephemeral materyallerin sunulduğu bölümler,

12..... Union Club Sahası'ndan Şükrü Saraçoğlu Stadyomu'na kadar, stadın evrelerinin fotoğraf ve maket ile sunulduğu bölüm,

13..... Eski maç ve gösterilerden filmlerin devamlı olarak sunulduğu "Sinema Odası"

14..... Kulüp tarihi ile ilgili bilgileri içeren kitapların yer aldığı, "Arşiv ve Kütüphane Bölümü" (Bilgisayar ağı eşliğindeki istatistiki bilgilerin sunulabilmesi için çalışmalar devam etmektedir)


FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ MÜZESİ'NDEN ÇAĞRI:

Yıllar boyunca kazanılmış, terlerle, kanlarla, gözyaşlarıyla sulanmış bu gurur tablolarının yine yılların ötesine en yakışır biçimde taşımak bizlerin önce görevi sonra da onları kazandıranlara karşı da kutsal borcudur. İşte bu noktada, Fenerbahçe Spor Kulübü'ne gönül vermiş olan bizlerin, de yarınlara karşı olan görevi başlamakta, kendimizin veya tanıdığımız kişi ya da kuruluşların, ellerinde bulunan spor alanında kazanılmış kupa, şilt, madalya, plaket, rozet, fotoğraf, bilet basılı eser ve sair hatıra mahiyetinde her türlü dokümanları, kulübümüze kısa zamanda ulaştırmaları hususunda yardımları gerekmektedir. Müzemizde, belgelerin altında isimleri ile yer alacak olan bu arşiv sahipleri, yaptıkları bu hizmet ile tarihimize ışık tutacaklarının yanı sıra, başka kişilere de örnek olmaları bakımından yarınlarda hayırla anılacaklardır. Saygılarımızla…

* * * * * *


FENERBAHÇE AMBLEMİ'NİN TARİHİ



Bugün yüzbinlerce göğsü süsleyen "Fenerbahçe Kulüp Rozeti" 1910 yılında, kulübümüzün 33 numaralı azası ve devrinin "Penaltı Kralı" olarak bilinen sol açık Topuz Hikmet tarafından çizildi, Tevfik Haccar (Tasçı) tarafından Almanya'da yapıldı.

Beş renkten oluşan rozette "Fenerbahçe Spor Kulübü 1907" yazısını taşıyan beyaz çerçeve; temizlik ve açık yürekliliğin, kırmızı; sevgi ve bağlılığın ifadesi olup bayrağımızı sembolize eder. Ortada bulunan kalp şeklindeki sarı; Fenerbahçe'ye duyulan gıpta ve kıskançlığı, lacivert ise soyluluğu tasvir eder. Bu iki renk arasından yükselen palamut dalı ise, Fenerbahçeliliğin kudret ve kuvvetinin ifadesidir. Yeşil renk ise yükselen bu kudret için başarının mukadder oluşunu gösterir.


Topuz Hikmet rozetimizin hikayesini şöyle anlatır:

"Kulübümüzün rengi sarı-beyazdan, sarı-laciverte çevrildikten sonra bu yeni renklerimizle bezenmiş bir rozet yaptırılması işi bahis mevzuu oldu. Arkadaşlarım bu rozetin çizilmesini bana bıraktılar. İlk önce bayrağımızın renkleri kırmızı ile beyazı bir araya getirdim. Sonra kırmızı üzerine bir kalp şekli çizerek bunu sarı-laciverte boyadım ve üzerine de ****net, kuvvet ve sağlamlığın ifadesi olan meşe dalını resmettim. Beyaz kısma da kulübümüzün ismini ve tesis tarihini yazdım. Rozetimizi çizerken, ona şu manayı vermeye çalıştım; Kalpten gelen bir bağımlılıkla bu kulübe hizmet etmek. Çizdiğim şekil arkadaşlar tarafından beğenildi ve yeni rozetlerimiz o tarihlerde Almanya'da bulunan arkadaşımız Tevfik Haccar'ın delaletiyle orada yaptırıldı. Yeni harflerin kabulünden sonra aynı şekilde muhafaza edildi. Sadece Fenerbahçe Spor Kulübü 1907 yazısı yeni harflerle tebdil olundu."

* * * * * *

ŞÜKRÜ SARAÇOĞLU STADI'NIN TARİHİ


Fenerbahçe Şükrü Saracoglu Stadı, yurdumuzun ilk nizami futbol sahasıdır. İlk olarak Union Club adı altında 1908 yılında faaliyete geçmiştir. Bu tarihten önce de alan Papazın Çayırı ismiyle bilinir ve burada futbol karşılaşmaları yapılırdı. Yılların Papazın Çayırı'nın, bir futbol stadyumu olması, bir tesadüf eseri gerçekleşmiştir.

Papazın Çayırı 1908 yılı temmuzunda, Şehremini Operatör Cemil Bey'in (Cemil Topuzlu), hürriyet kahramanlarına yardım amacıyla verdiği davetin konuklarından ve yurdumuzda futbolu ilk oynayan ailelerden Reji Whittall'in, gençliğin spora ve özellikle futbola olan istek ve ilgisi doğrultusunda bir futbol sahası yapılması gerekliliği yönündeki konuşmasının ertesi günü bu kişiler, Fenerbahçe Başkanı Ziya Bey (Ziya Songülen), birkaç İngiliz ve maruf Rıfat Bey'le bir toplantı yaparak, saha için en uygun yerin, hazineye ait olan bu çayır olduğuna karar verdiler.

1933 Fenerbahçe Stadı Başkatip Cevat aracılığıyla konu, Osmanlı Sultanı II. Abdülhamit'e götürüldü. Teklifi önce kabul etmeyen sultan daha sonra yıllığı 30 altın kira karşılığında Union Club ile 20 yıllık bir sözleşme yapılmasına karar verdi. 3.000 altına mal olan, çayırın tahta perdeyle çevrilmesi ve bir lokal inşaatı sonrasında saha, futbol karşılaşmalarını izleyen kışa kadar hazır hale getirildi.

Ancak futbola olan ilginin azlığı, kiranın karşılanamamasına neden oluyordu. Saha 1909 yılında bir yıllığına Fenerbahçe Kulübü'ne kiralandı. Birinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesi üzerine İngilizler düşman konumuna geçtiler. Dolayısıyla Union Club ile ilgilenmediler. Türk hissedarların da dağılması üzerine sahipsiz kalan Union Club'a, 1915 yılında Kara Kemal tarafindan el konuldu ve ismi İttihat Spor Kulübü olarak değiştirildi.

Basri Bay isimli bir kişinin işletmeciliğine bırakılan, yeni ismiyle İttihat Spor Sahası, İstanbul'un işgal devri ortalarına kadar tüm sportif faaliyetlerin yeri oldu. 1922 yılında sahanın işletmesi, Basri Bey'in vekili olan Emin Bey'e geçti. Bu kişi de bilinmeyen bir nedenle sahanın işletmesini, Ali Sami, Cevdet ve Tevfik Bey'lerden oluşan bir heyete bıraktı.

Taksim Stadı'nın inşaatı ile birlikte, kendi haline bırakılan saha, 1929 yılında Fenerbahçe tarafından kiralandı ve 25 Ekim 1929 tarihinde yapılan bir spor bayramı ile tekrar hizmete sunuldu. Aynı gün ismi Fenerbahçe Stadı olarak değiştirildi. Bu tarihten itibaren gelişmeler de başladı.

30 Eylül 1931 tarihinde yapılan inşaatla stadın dışarısıyla ilişkisi kesildi. Yapılan birçok değişiklik sonrasında 13 Mayıs 1932 tarihinde, Vali Muhittin Üstündağ'ın katıldığı törenle, Fenerbahçe Stadı'nın açılışı yapıldı. Fenerbahçe Spor Kulübü'nün Kuşdili'nde bulunan lokalinin yanması sonrasında, kiracısı olduğu stadı satın almaya karar vermesi, bugünlerde maraton tribününün yıkılmaya başlandığı ve kapasitesinin yakın bir gelecekte 62.000 kişiye çıkacağı modern stadyumun temel taşlarını oluşturmuştur. Ülkenin en önemli kulübü olan Fenerbahçe'nin yangın nedeniyle düştüğü bu kötü durum, devlet yöneticilerini de üzmüş ve onları Fenerbahçe'ye yardım etme konusunda ikna etmiştir.

Şükrü Saracoğlu'nun ve Kemal Onan'ın da üstün gayretleriyle, 36.000 metrekarelik bu alan ve içinde bulunan bina, 27 Mayıs 1933 tarihinde, 9.000 TL bedeli 10 ayda ödenmek kaydıyla Fenerbahçe Spor Kulübü'nün malı oldu. Bununla birlikte Fenerbahçe, Türkiye'de stat mülkiyetine sahip ilk kulüp olma özelliğini kazandı. Bu gurur verici unvan aynı zamanda bazı sorumluluklar da getiriyordu beraberinde. Sorumluluklarının bilincinde olan Fenerbahçe, 14 Temmuz 1933 tarihinde yapılan bir eşya piyangosundan elde edilen 17.000 liralık geliri Fenerbahçe Stadı'na harcadı. Aynı yıl törenlerle yapılan açılışta, ikinci başkan Celal Bey şunları söylüyordu:

"Muhterem hanımefendiler, beyefendiler. Üç senedir yeni bir hamlede ve başarılmış yeni bir işle huzurunuza çıkıyoruz. Üç senelik dar ve kısa bir zamana sıkıştırılmış olan bu işler şunlardır; 25 senelik, canlı ve muvaffakiyetli bir hayatın hatıralarını taşıyan eski kulüp binası, kaderin hain ve kötü bir tamahına kurban olarak yandı. Simsiyah bir gecenin sabahı kendimizi simsiyah bir kömür yığını karşısında bulduk. Elimizde Fenerbahçe isminden başka hiç bir sey kalmamıştı. Yangından çok az zaman evvel fakir bir kiracı olarak girdiğimiz bugünkü Fenerbahçe Stadı'na elimizde kalan enkaz ile sığındık. Bu sene Fenerbahçe 26. yıl dönümünü kutlarken yeni ve büyük bir mazhariyete erdi.

Gazi hazretleri gençliğe ve Fenerbahçe'ye büyük ve kıymet biçilmez bir iltifatta bulundular. Heykellerinin Fenerbahçe Stadı'na dikilmesine müsaade ettiler. Bütün Fenerbahçeliler aczimizle, bu aczi mutlakla buna nasıl teşekkür edeceğimizi bilmiyoruz. Bu heykelle bu saha yıkılmaz ve dağılmaz bir kütle haline gelmiştir. Bu topluluk, bütünlük ve birlik aynı zamanda bütün memleketin bir sembolüdür de. Bu heykel burada azmin ve tesanütün ve disiplinin bir resmi olarak yükseliyor. Bu heykele bakanın kalbi temiz ve yeni bir hamle ile çarpar. Bu heykele bakan bozguncu ve serkeş olamaz bu heykele bakanın kalbi yenilmez ve yenilemez."

İzleyen tarihlerde, 25'er metrelik 2 kapalı tribün 50'şer metreye uzatıldı. Lokal olarak kullanılan binanın çatısı yenilendi. Büfe, soyunma odaları ve duşlar eklendi. Bu sırada ödeme zorluğuna düşülünce, stat gelirlerine maliyece haciz konuldu.

Futbola, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra artan ilgi, İstanbul'a bir büyük stat daha yapılmasını gerektirdi. Bu bağlamda bugün Beşiktas İnönü Stadyumu adındaki Mithat Paşa Stadı'nın yapımına başlandı.

Aynı dönemde Fenerbahçe de kendi stadının büyütülmesi ihtiyacını hissetti. Devletten istenen mali yardıma, stadın mülkiyetinin Fenerbahçe'de olduğu yanıtı geldi. Bir sonuç alınamaması üzerine Fenerbahçe, bir eşya piyangosu daha düzenledi. 300.000 adet olan ve 1 liradan satılan biletler 22 Ekim 1947 tarihinde satışa çıkarıldı. Ancak çeşitli sorunlar yaşandı ve yalnızca 150.000 bilet satılabildi. Buradan elde edilen gelir ise 85.000 lira oldu.

İzleyen günlerde, beton tribünün harcı Vali Lütfü Kırdar tarafından atılmış ve vali, kulübe belediye bütçesinden 50.000 lira yardım vaat etmiştir. Stadın kuzey kısmında 27 basamaklı ve yelpaze şeklindeki ilk beton tribün, Amaç İnşaat Şirketi tarafından 3 ayda tamamlandı. Bu inşaat 70.000 liraya mal oldu. Bu süre içinde yardım sözü, arttırılarak tekrarlanıyordu.

1933 Fenerbahçe Stadı İlk tribünün inşaatı bitiminde, tesisatı kaldırmadan doğu tarafına geçilmek istendi. Ancak kulübün bunun için parası yoktu. Sözü verilen yardımlar istendi ancak sonuçsuz kaldı. Bunun üzerine Fenerbahçe Spor Kulübü, sahayı ipotek ederek Yapı ve Kredi Bankası'ndan 100.000 lira temin etti.

Proje 15 yerine 30 basamaklı bir tribün için değiştirildi. Bu nedenle doğan 70.000 liralık fiyat farkı (130.000 yerine 200.000 lira), belirsiz bir zamanda tahsil edilmek suretiyle Amaç İnşaat Şirketi tarafından üstlenildi.

İnşaat yapılacak kısımdaki 5 basamaklı ahşap tribün söküldü ve 6 Ağustos 1948 tarihinde temel atıldı. İnşaat 6 ay sürdü ve bitirilen tribünlerin açılışı Vali Lütfü Kırdar tarafından 13 Şubat 1949 tarihinde yapıldı.

Yeni Fenerbahçe Stadı 25.000 kapasiteli modern bir stattı ve aynı dönemde Türkiye'deki en yüksek kapasiteli stat olmuştu. Ankara 19 Mayıs Stadı 12.000, Mithat Paşa Stadı ise 15.000 kişilik kapasiteye sahipti. Vaat edilip alınamayan yardımlar, bankaya ve Amaç İnşaat Şirketi'ne olan borçlar, kulüp yöneticilerini kara kara düşündürüyordu. 1950 yılına 180.000 lira borçla girildi. Oysa kulübün bütçesi zaten 160.000 liraydı.

Eski Fenerbahçe Stadı 17 Haziran 1950 tarihinde Fenerbahçe, Milli Küme Şampiyonu sıfatıyla, Türkiye Birincisi Göztepe'yle Başbakanlık Kupası maçı için Ankara'da bulunuyordu. Dönemin genel kaptanı Rüştü Dağlaroğlu, Cumhurbaşkanı Celal Bayar'a, içinde bulundukları mali sıkıntıdan bahsetmiş ve yardım sözü almıştı. Ancak yardım sözü yine havada kaldı. Borç bir türlü ödenemiyordu.

Yapı ve Kredi Bankası'na olan borç 77.000 liraya indirildiğinde, bankanın alacağının tahsili için İstanbul 2. İcra Dairesi'nin 17 Ocak 1951 tarih ve 255 sayılı ihbarnamesiyle, 760.000 lira biçtiği Fenerbahçe Stadı'nı satışa çıkarması, stadın kapısına "satılık" ilanı astırması, yönetim kurulunu çok zor bir durumda bırakmıştı.

1951 yılında Rüştü Dağlaroğlu, Beden Terbiyesi Genel Müdürlügü'ne yaptığı bir başvuruyla, 25.000 lira yardım istedi. Bu isteğini belirten dilekçede, vaat edilip yerine getirilmeyen yardımlardan, Fenerbahçe Stadı'nın Türkiye'nin en büyük stadı olmasından bahsedilmişti. Bu etkili başvuru sonucunda Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü, istenen 25.000 liralık yardımı doğrudan Yapı ve Kredi Bankası'na yatırmış, bankayla kalan borç için anlaşma sağlanmış ve borç 28 Haziran 1952 tarihinde kapatılmıştır.

19 Eylül 1982 tarihinde Altay maçıyla açılan stadımızın kapasitesini arttıracak proje, Aziz Yıldırım'ın başkanlığı süresinde yaptırıldı. Bu projeye göre numaralı, maraton ve açık tribünler yıkılarak yeniden yapılacaktı. Yıllardır önlerine gelen sütun nedeniyle maç seyretmekte sıkıntı çekilmekteydi.

Yeni projeye göre stadın tamamının üstü kapatılacak ancak sütun yerine, tribünleri birleştiren yerlere 4 adet kule dikilecek ve çatı bu kuleler üzerine oturtulacaktı. Yapılması planlanan stadyum, bir futbol stadyumu olarak tasarlanmıştı. Üstünün tamamen kapanması ve futbol sahasının etrafındaki koşu pistinin kaldırılması sayesinde akustik düzelecek. 1999-2000 sezonunda inşaat ilk olarak "Yeni Açık" diye adlandırılan, Kurbağalıdere tarafındaki tribünün yıkımıyla başladı.

Bu tribünün yıkılmasından sonra yönetim, yapım için sponsor arayışına girdi. Migros'la yapılan anlaşmaya göre tribün bu firma tarafından yaptırılacak, yapılacak binanın alt katında açılacak mağaza Migros tarafından işletilecek ancak satışlardan belli bir pay da Fenerbahçe Spor Kulübü'ne aktarılacaktı. 1999-2000 sezonunda inşaatı başlayan tribün inşaatı, liglerin tatile girmesiyle hızlandı ve 2000-2001 sezonunda Fenerbahçe'nin evinde oynadığı ilk maç olan İstanbulspor maçına yetiştirildi. Stat kapasitesi bu maçta 30.000 kişiye yükselmişti.

Yeni Fenerbahçe Stadı Aynı sezon içinde diğer tribünün de yıkılma işlemi başladı. Bu sefer sponsor olarak Telsim ile anlaşıldı. Buna göre inşaat mayıs ayına kadar bitirilecek, giriş ve birinci kattaki mağazaların kullanım hakkı 8 yıllığına Telsim'e verilecekti. Bu süre bitiminde ise Fenerbahçe Spor Kulübü Yönetimi bu binaya taşınacaktı. İnşaat hızlı bir şekilde tamamlanarak 6 Mayıs 2001 tarihinde Galatasaray'la oynanacak lig maçına yetiştirildi. Bu karşılaşmada İstanbul seyirci ve hasılat rekoru kırıldı. Artık stadımız 42.000 kişilik kapasiteye ulaşmıştı.


Kaynak: Rüştü Dağlaroğlu'nun "Fenerbahçe Tarihi"

Mabedimizi Gezmekmi İstiyorsunuz!
Buyrun...


Konu eye_yash tarafından (03-16-2010 Saat 11:16 PM ) de değiştirilmiştir.
antiRED isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Reklam
Eski 06-30-2009, 07:40 PM   #2 (permalink)
DTO
 
antiRED - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Jan 2008
Bulunduğu Yer: Bursa
Yaş: 24
Mesajlar: 10.167
Tecrübe Puanı: 10737612
Rep Puanı : 2147483647
Karizma Derecesi : antiRED antiRED antiRED antiRED antiRED antiRED antiRED antiRED antiRED antiRED antiRED
Tanımlı


FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE
&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAH
CE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERB
AHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENE
RBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FE
NERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@
FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE
&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAH
CE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERB
AHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENE
RBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FE
NERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@
FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE
&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAH
CE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERB
AHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENE
RBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FE
NERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@
FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE
&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAH
CE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERB
AHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENE
RBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FE
NERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@
FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE
&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAH
CE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERB
AHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENE
RBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FE
NERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@
FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE
&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAH
CE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERB
AHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENE
RBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FE
NERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@
FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE
&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAH
CE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERB
AHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENE
RBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FE
NERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@
FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE
&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAH
CE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERB
AHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENE
RBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FE
NERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@
FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE
&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAH
CE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERB
AHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENE
RBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FE
NERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@
FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE
&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAH
CE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERB
AHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENE
RBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FE
NERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@
FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE
&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAHCE&@FENERBAH

Fenerbahçe Spor Kulübü ''Kuruluş Tüzüğü''



Bugüne kadar bulunamamış ve de yayınlanamamış olan Fenerbahçe Spor Kulübü’nün ilk kuruluş tüzüğü, Osmanlıca olarak yazılmış orijinal haliyle, araştırmacı/yazar olan Fenerbahçe Müze Kurulu Başkanı Dr. R. Sertaç Kayserilioğlu tarafından eski bir sahaf dükkanında bulundu.

Tüzüğün bulunmasının kulübümüz çevresinde yarattığı sevinç kadar, Fenerbahçe Spor Kulübü’nün kuruluş amacının belirtildiği tüzüğün ikinci maddesinde yer alan
“Fenerbahçe Spor Kulübü’nün kuruluş amacı; vatan gençlerini, vatanın korunmasına ve askeri seferberliklere hazırlamaktır” yazısı da ayrı bir heyecan uyandırmıştır. Zira, Dr. Sertaç Kayserilioğlu tarafından yapılan ilk araştırmalarda görülmüştür ki;

Yurdumuzda kurulmuş ilk kulüplerimiz içinde kuruluş amaçlarında; “vatanın korunması” maddesini ilke olarak kuruluş tüzüğüne almış olan tek spor kulübü, Fenerbahçe Spor Kulübü olmuştur.


1329/1913 senesinde Osmanlıca olarak eski Türkçe harflerle basılmış olan ve toplam 35 maddeden oluşmuş kuruluş tüzüğünün, ikinci ve üçüncü maddelerinin orijinal hali ile günümüz Türkçe’sine sadeleştirilerek çevirisi şöyledir;

Madde 2: Kulübün takip ettiği maksat ve gaye; memlekette terbiye-i bedeniye ve fikriyenin tamimine çalışmak ve şübbân-ı vatanı mübâreze-i hayata ve meşâkk ve esfâr-ı askeriyeye alıştırmaktır. (Kulübün takip ettiği amaç ve gaye; memlekette bedeni ve fikri terbiyenin yayılmasına çalışmak ve vatan gençlerini; vatanın korunmasına, zorluklara ve askeri seferberliklere alıştırmaktır.)

Madde 3: Kulüp bilhassa askeri idmanlar icrası ve milli oyunların tamim ve ıslahı esbabına teşebbüs edecek ve küdâhte tecrübeleri icrasına müsait pavyonlar tesis ve küşâdına çalışacaktır. (Kulüp, özellikle askeri beden eğitimlerin yapımı ve milli oyunların yaygınlaştırılması ve disiplinli bir halde geliştirilmesiyle uğraşacak, ve kaybolan tecrübelerin kazanılmasına uygun “amatör şubeler” kurulması ve açılmasına çalışacaktır.)


İşte ; 1. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşımız süresince, Fenerbahçe Kulübü’nü gerek cephelerde ve gerekse de cephelere silah aktarmada hep ön saflarda tutmuş olan içgüdü bu maddelerde gizlidir.




(Konu ile ilgili geniş bilgi; Fenerbahçe Spor Kulübü’nün Eylül / 2005 dergisindedir!)



Fenerbahçe Spor Kulübü’nün ilk kuruluş tüzüğünü eski bir sahaf dükkanında bulan Araştırmacı / Yazar ve Fenerbahçe Spor Kulübü Müze Kurulu Başkanı Dr. Sertaç Kayserilioğlu, kuruluş tüzüğü ile...



Üzerinde Osmanlıca olarak "Fenerbahçe Spor Kulübü’nün Suret-i Tesisi ve Maksadı" yazılı ilk tüzük...



Şimdi Anladınız mı Bu Sevdayı!


Fenerbahçe Büyüklüğü ne Şampiyonluk Büyüklüğü, ne Kupa Büyüklüğüdür,
Onun Büyüklüğü başka bir Büyüklüktür işte, Adı Konamaz.



















Konu eye_yash tarafından (03-16-2010 Saat 11:18 PM ) de değiştirilmiştir.
antiRED isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Eski 06-30-2009, 07:40 PM   #3 (permalink)
DTO
 
antiRED - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Jan 2008
Bulunduğu Yer: Bursa
Yaş: 24
Mesajlar: 10.167
Tecrübe Puanı: 10737612
Rep Puanı : 2147483647
Karizma Derecesi : antiRED antiRED antiRED antiRED antiRED antiRED antiRED antiRED antiRED antiRED antiRED
Cool 12 Numara

Kurucumuz: _Efsane_

Eski başkanlarımız: кσcaкυят > å®D¦NåL > KiLLFoRYoU.




antiRED (Başkan ,Reis)

001- _Efsane_
002- renovatio6666
003- CirKin KraL-HH
004- torabora
005- yalnızçam
006- Selamsız®
007- nedben
008- GeNçOsMaNLı
009- rapperahmet
010- gencturk
011- kuntakinte93
012- crazypool
013- dark_hell
014- Life
015- cqdm
016- behchatt
017- Nowartis
018- apokey
019- fearmanhunt
020- serkan198719
021- Mirc
022- serkan8131
023- keremcem640
024- M.Kezman
025- timer
026- truant_gfb
027- winchester
028- rroyy
029- JoHn LoChe
030- вαтυнαη163
031- Azumarill
032- onur321
033- gokhanfb
034- diddy_kursat
035- rapstar_35
036- b_ekenler
037- kunts
038- hakaplan
039- sılaa
040- mertugur
041- ozy1995
042- BQrNQvA
043- meritcan
044- .:OZZ.:MUHAFIZ.:
045- ilarmi
046- KıRŞeHiRLi
047- mftercan
048- fmb
049- insidee_
050- areserhat
051- aborcin56
052- CilasT
053- Türkçe
054- marinca
055- кσcaкυят ...............?
056- sarılacivert
057- esraesra1980
058- 1907andre
060- moonwalk1907
061- makalin88
062- seyyarergin
063- antiRED
064- alex_anil
065- hobbit
066- cunyır
067- hetfield
068- VoodooDoll
069- @J@N
070- #hasan#
071- zebani01
072- panturk
073- BaBaLaZz
074- antigran
075- m.onerge
076- MeяŦOσO
077- mkegfb
078- maniş
079- mamat6
080- DissflowTR
081- GOL11
082- rascal42
083- madmax22
084- Funeral Of Heart
085- gkmnnn3
086- BeyazZency
087- djseo
088- kanaryazeyno
089- gokhan08
090- J1N3KoLoG
091- jonathanhiv
092- stayalivee ...........................................?
093- mixedrose
094- x-filess ....................................?
095- kakanaryaa ...............................?
096- xakoo ...........................?
097- ugur223
098- hero1907
099- huargu
100- tercal
101- NURIK
102- aydin77
103- enocarlos
104- å®D¦NåL
105- regola5
106- guiza
107- akaman68
108- seraaa
109- xskymoon
110- exlance91
111- donence_1907
112- fbahcemm
113- cikin
114- muratefem35
115- mo180402
116- sercee
117- e.t.t.o
118- biothunder
119- cqdm
120- araknafobia
121- ugur_2719
122- berat1521
123- temhem02
124- shin chae kyeongg ..............................?
125- alperen899 ..................?
126- emre_55
127- blackmoon19
128- k@v@k-yeLLeri
129- !C@C@R''0''N!
130- combo26
131- [C]r1`
132- ��
133- @s@d@r
134- kaleli17
135- ozorhan
136- jadeready
137- serce ...........................................?
138- casperman
139- mylowee
140- ayqut33
141- Alessa
142- r_kahveci
143- irfankrk
144- yigit_fb
145- Blueviolet
146- klibapz
147- BLUEAGLE84
148- sahin1907
149- rusec
150- unforgiven001 ...............................?
151- WotaN
152- The_Curse
153- og1907
154- • M € ® T O Q •
155- R�axx` J.z๔ย
156- murattii07
157- shaman79
158- Toretto111
159- CHİLDSUGAR
160- R@SYoNeL
161- thor111
162- ceddiguzel .....................................?
163- bourne730
164- burakbogus
165- kenny...tr
166- KANARYA788
167- sFoRzAriNG
168- hamuset
169- mehmet81
170- umutsecgin
171- kanarya188
172- rockburn
173- PrettyWoman
174- ozyenice
175- serdarsan
176- Turk_Che
177- sencerbice
178- müco Polat
179- scrubs1907
180- ReCeRio
181- emre4234
182- PrintScreen
183- Antonio Montana
184- Cold_1907
185- BlueRaven
186- babadol
187- wallace3
188- DallasPage
189- yakupcan
190- TiiPSiiZ
191- M@TriX
192- Ry_TR
193- fotsis2341
194- murrro
195- lucky_luke
196- yalicapkini18
197- trytokillme
198- amatt
199- qhenadiE
200- DNDR
201- muratkuru1979
202- isoldier
203- bangel
204- ustha
205- egeli_3503
206- twaddle
207- ramsesgokhan
208- ρєѕιмιѕт
209- OzeL
210- keops18
211- morpheuss
212- safat
213- Taka99
214- melihjoe
215- GaLiouesus
216- ccaqrii
217- leyneli48 ............................?
218- m3l1k
219- maTemaTikciN
220- polatefendi
221- neseli020
222- TR@NC€R
223- hellish
224- ** PyeHA **
225- supradin
226- kursat33
227- nightyusuf
228- rks8rks
229- pesimistk
230- zoro__
231- I3Lue
232- aNTiMiCRoP
233- hatredb
234- Ertan57
235- bunyas1907
236- o2an
237- volkean
238- zoti ..........................?
239- _maNga_
240- WastabMan
241- CaDALoZ
242- Nazdrowya™
243- LasT SamuraI
244- ¢αηєя
245- kabiza
246- fbkarafb
247- panjabi
248- KiLLFoRYoU.
249- mehmetbilgin
250- x_cutler_x
251- marlboro__
252- eye_yash
253- General77 .........................?
254- fenerlıa
255- RcPGnC
256- broxa
257- Godfather_1907
258- creative ..........................?
259- M-Duran
260- Alessa
261- geceexspresi
262- Ariva_2307
263- bactery
264- рesiмisт
265- alperenO6
266- guney1907
267- kalyon ................? KALYON admin mi?
268- mrrt ........................?
269- Cembar
270- CrAzYKiLLe_R .......................?
271- enesayser
272- blade184
273- country1
274- olcay27
275- ŞİMŞEK
276- alex_ksk
277- Reques
278- Angelus2014
279- bati34
280- bond213
281- 1907 fb
282- tekiner
283- 5pac
284- the_printer
285- yasin1fb
285- cellatapo95
286- ucankaz
287- ---------
288- ѕтєƒαη_
289- mavi_61
290- sbu94
291- KuTaYJaSoN
292- akon_1907
293- spayk07
294- 4Michael0
295- blackdevil223
296- Dejavucu
297- Unutabilsem63
298- sencerbice
299- dEjAn.
300- mustiksk35
301- BALATLI
302- hekim_2013
303- b3q1n
304- MertoQ
305- -------
306- muziko
307- dienekes
308- MICHELIN
309- miaNhada
310- moncanaris
311- leonardo_r6
312- kulhafiz
313- dj_online_1907
314- _terminatör_
315- levronas
316- Friqx
317- xxfreemanxx34
318- kalender_13
319- casoo
320- ohopeless
321- pakito45
322- svktzbn
323- zorba7
324- nadide9
325- o_bendim
326- CashFB
327- SyRuS
328- fabio27
329- kazanci13
330- RαzøЯ
331- D�AVU
332- Kayipsakal
333- ania
334- Siy@hinCi
335- SIR COLIN
336- V€η1Øм™
337- LЄЈYONЄR
338- S€Я@Pђ™
339- Pαяα∂øx
340- theKer
341- DeagLe19
342- M£M@Tİ
343- MєçнυL αşıкK™
344- TG07
345- ahmetfuat
346- N£ftis
347- ναήĐαŁιzм
348- R_a_M_o_44
349- dαntЄ
350- sinanoguz
351- scorpi101
352- majords
353- omar1907gfb
354- ft.ak_s
355- night_ship
356- delvecchio
357- arnavut_biberi
358- OceanGirL
359- Xander_C
360- [ ißRahimm ]
361- Fİdelİs
362- engin_6463
363- tevez26
364- yagmur_
365- ÇENGELLİİĞNE
366- sanadeger
367- dadaloglu_21
368- ceymisbond
369- akin_34
370- GokyuzuMavi
371- oguz34fener
372- Ŧɐтɐl
373- hard-boiled
374- DMJ

Konu antiRED tarafından (07-11-2010 Saat 02:24 AM ) de değiştirilmiştir.
antiRED isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Eski 06-30-2009, 08:14 PM   #4 (permalink)
DTO
 
antiRED - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Jan 2008
Bulunduğu Yer: Bursa
Yaş: 24
Mesajlar: 10.167
Tecrübe Puanı: 10737612
Rep Puanı : 2147483647
Karizma Derecesi : antiRED antiRED antiRED antiRED antiRED antiRED antiRED antiRED antiRED antiRED antiRED
Cool İmzalarımız






























































































































**********Photoshop çalışmaları antu.com'dan alıntıdır**********
*****wonderkid1907 nickli renktaşımıza teşekkürler******
***Tüm Çaşışmaları için TIKLA***































Konu antiRED tarafından (05-01-2010 Saat 12:49 AM ) de değiştirilmiştir.
antiRED isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Eski 06-30-2009, 08:14 PM   #5 (permalink)
DTO
 
antiRED - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Jan 2008
Bulunduğu Yer: Bursa
Yaş: 24
Mesajlar: 10.167
Tecrübe Puanı: 10737612
Rep Puanı : 2147483647
Karizma Derecesi : antiRED antiRED antiRED antiRED antiRED antiRED antiRED antiRED antiRED antiRED antiRED
Tanımlı Yabancı Futbolcularımız

Yugoslavya: Asım Ferhadoviç, Vasille Radoviç, Lazar Lemiç, Stevano Ostojoviç, Radomir Antiç, Radmilo İvançeviç, İbrahim Begoviç, Suat Karaliç, Fahruddin Zeyneloviç, Srebrenko Repçiç, Dusan Pesiç, Zvan Lukovcan, Fadıl Vokri, Miroslav Tanjga, Nikola Lazetiç, Zoran Mirkoviç, Miroslav Steviç

Brezilya: Gerson Candido, Sergio Nerves, Reinaldo Vicente Simao, Washington Stecanelo Cerqueria, Fabio Luciano, Marco 'Mehmet' Aurelio Brito Dos Prazeres, Marcio 'Mert' Ferreria Nobre, Fabiano Rodriquez, Alex de Souza, Eduardo Luis Abonizi de Souza 'Edu Drecana', Deivid de Souza, Wederson Louis Da Silva Medeiros 'Gökçek Vederson' ,Roberto Carlos, Fábio Alves da Silva Bilica, Andre Clarindo Dos Santos, Cristian Oliveira Baroni,

Yunanistan: Jean Boris, Constantin Boris, Tripo, Apostol Nikoliadis, Koça Negroponti

Almanya: Wilhelm Kohlhammer, Körner, Tony Schumacher, Andreas Wagenhaus, Robert Enke

Bosna-Hersek: Demir Hotiç, Elvir Boliç, Elvir Baliç, Mirko Mirkoviç 'Mert Meriç'

Romanya: Ion Nunweiler, İlie Datcu, Mircea Sasu, Sabin İlie, Viorel Dinu Moldovan

Danimarka: Henrik Nielsen, Brian Steen Nielsen, Frank Pingel, Jes Högh

Mısır: Hüseyin, Kamil, Faid

Bulgaristan: Stonimir Stoilov, Emil Kostadinov, İvailo Rumenov Petkov

Gana: Samuel Johnson, Yaw Preko, Stephen Appiah

İtalya: Ranço, Baldini

Arnavutluk: Bahri Kaya, Süleyman Vafi

Polonya: Czeslaw Jakolcewicz, Piotr Soczynski

İngiltere: Horace Armitage, Dailan Atkinson

Rusya: Ivan Viscnevski, Vladimir Beschastnykh

Nijerya: Uche Okechukwu 'Deniz Uygar', Augustine 'Jay-Jay' Okocha

Hırvatistan: Milan Rapaiç, Stejepan Tomas

İspanya: Jose Joaquin Moreno Verdu 'Josico', Daniel González Güiza

İsviçre: Gustav Haenni , Murat Yakın

Macaristan: Zobel

Slovenya: Dzoni Novak

Portekiz: Manuel M.Dimas Teixeria

Güney Afrika: John Leshiba Moshoeu

Gine: Süleyman Oulare

İsrail: Haim Michael Revivo

İsveç: Bernt Kennet Andersson

Hollanda: Pierre Van Hooijdonk

Arjantin: Ariel Arnaldo Ortega

Ukrayna: Sergei Rebrov

Fransa: Nicolas Anelka

Uruguay: Diego Lugano

Sırbistan: Mateja Kezman

Şili: Claudio Maldonado

Konu antiRED tarafından (04-15-2010 Saat 11:54 AM ) de değiştirilmiştir.
antiRED isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline)   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün Zaman Ayarları WEZ +4 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:17 PM .


Telif Hakları vBulletin v3.8.5 © 2000-2010, ve
Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Tercüme Eden : ReSSaM
Made ßy | spdrmn

Reklam Vermek için networkreklam@gmail.com Adresine e-mail gönderiniz

For Advertising contact networkreklam@gmail.com

ÜYELER İÇİN YASAL UYARI


Forum alanlarını kullanırken; 3.Şahısların kişilik ve gizlilik haklarını ihlal edici iletiler yazmak, Pornografik görüntüler paylaşmak, Hak sahibinden izin almadan MP3, Film, dizi, video, yazılım gibi eserleri doğrudan paylaşmak, ayrıca ilgili lisans sahibi olmayan sitelere erişim için link paylaşmak hukuka ve yasalara aykırıdır. T.C. yasalarına ve hukuka aykırı olan bu tür paylaşımlar site içerisinde tespit edildiği veya hak sahibi tarafından şikayete konu olduğu takdirde, kullanıcı siteden uzaklaştırılacağı gibi, sistem tarafından tutulan kayıtlar, talepleri halinde yasal mercilere verilebilecektir.

HAK SAHİPLERİNE ve YASAL MAKAMLARA

Sitemiz, hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir. Sitemiz, 5651 sayılı yasada tanımlanan “yer sağlayıcı” olarak hizmet vermektedir. İlgili yasaya göre, site yönetiminin hukuka aykırı içerikleri kontrol etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple, sitemiz “uyar ve kaldır” prensibini benimsemiştir. Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan bir biçimde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahipleri veya meslek birlikleri, hukukiletisim@gmail.com  mail adresinden bize ulaşabilirler. Buraya ulaşan talep ve şikayetler Hukuk Müşavirimiz tarafından incelenecek, şikayet yerinde görüldüğü takdirde ihlal olduğu düşünülen içerikler sitemizden kaldırılacaktır. Ayrıca, mahkemelerden talep gelmesi halinde hukuka aykırı içerik üreten ve hukuka aykırı paylaşımda bulunan üyelerin tespiti için gerekli teknik veriler sağlanacaktır.


 


okey oyna video izle dizi izle okey oyna okey film izle oyun indir porno izle dizi izle